Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/19261 E. 2012/11520 K. 17.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19261
KARAR NO : 2012/11520
KARAR TARİHİ : 17.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıkların, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık … tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği zaman dilimi ve sanıkların gözaltında kaldığı tarih ve sürenin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232. maddesine muhalefet edilmesi,
2-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin ve 5237 sayılı TCK’ nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’ nın 493/2. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanıkların eyleminin, 5237 sayılı TCK’ nın 142/2-d maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanında, yakınma devam ettiğinden aynı Kanunun 116/1. maddesine uyan konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1 maddesine uyan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesi,
3-Sanıkların aşamalardaki beyanları, suç konusu olayı da kapsayan ihbar ve yakalama tutanakları ve dosya içeriği karşısında; sanıklar … ve …’nin atılı eylem nedeniyle cezalandırılmaları yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-Müştekinin evine girilerek bir takım eşyalar ile birlikte araç anahtarının çalınması ve bu anahtarla müştekiye ait aracın çalıştırılarak götürülmesi şeklindeki eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Müştekiye ait çalınan aracın değerine göre, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan orantılı şekilde ayrılarak hüküm kurulması gerektiğinin göz ardı edilerek, yazılı şekilde alt sınırdan ceza tayini yoluna gidilmesi,
3-5237 sayılı TCK’ nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 17/05/2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.