Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/19515 E. 2012/1640 K. 01.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19515
KARAR NO : 2012/1640
KARAR TARİHİ : 01.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, görevli memura mukavemet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanıklar hakkında memura menfi mukavemet suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanıkların memura menfi mukavemet şeklindeki eylemlerine uyan 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 260. maddesinde tanımlanan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 05/01/2002 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 Sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
B-Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-5237 Sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.’nın 493/1 maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanıkların eyleminin, TCK’nın 142/1-b ve 143. maddesinde düzenlenen gece vakti hırsızlık suçunun yanında aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c maddesine uyan gece vakti birden fazla kişiyle işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu, bu suçun suç tarihi itibarıyle uzlaşma kapsamında olduğu ve müştekinin yargılama aşamasında şikayetinden ve
müdahillikten vazgeçmesine göre, taraflara uzlaşma teklif edilmesi ve TCK’nın 151/1.maddesine uyan mala zarar verme suçunun oluşmayacağı da değerlendirilerek, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarını oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın denetime olanak verecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Yargılama aşamasında müştekinin zararının kısmi olarak sanık …’ın yakınları tarafından giderilmiş olması nedeniyle müştekinin vekili aracılığıyla 16.04.2002 tarihli dilekçeyle şikayetten ve müdahillikten vazgeçmesi karşısında, kısmi iade nedeniyle yakınandan rızası sorularak, 5237 Sayılı TCK.’nın 168/4. maddesinin uygulanma koşullarının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-5271 Sayılı CMK.’nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 01.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.