YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20828
KARAR NO : 2011/9657
KARAR TARİHİ : 20.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Hükümlü … hakkında kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Hükümlü … hakkında kurulan 02/12/2004 gün ve 2000/167 E ve 2004/246 K sayılı hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.9.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm ancak, suç tarihinden sonra yürürülüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanıklar olan …’e ilişkin ilk hükmün, adı geçen sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5320 Sayılı Yasa’nın 8/2 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan …’ın tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır.Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenle … hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, hükümlü müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 Sayılı Yasanın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 5252 Sayılı Kanunun 9/3 maddesine göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II-Sanık … hakkındaki hükmün temyiz incelenmesinde;
Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
04/02/2002 halavele tarihli bilirkişi raporunda traktörün yakıt deposunun muhkem olduğunun bildirilmesi karşısında tabliğnamedeki eylemin 765 sayılı TCK.nun 491/ilk maddesine uyup, sanığa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın yasada belirtilen türü ve üst sınırına göre; dava, T.C.K. nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık kesintili zamanaşımı süresine tabi bulunmakla, zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiği yönündeki görüş benimsenmemmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-765 sayılı TCK.nun 95/2.maddesine göre aynen infazına karar verilen hükmün 23.4.1999 tarihinden önceye ait olup, 4616 sayılı Yasa hükümleri göz önüne alındığında aynen infaz kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2-Müştekinin 15/12/2005 havale terihli dilekçesi ile zararının giderildiğini bildirmesine rağmen lehe kanun değerlendirmesi sırasında bu hususun gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 20/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.