YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20870
KARAR NO : 2012/23374
KARAR TARİHİ : 08.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bina içerisinde muhafaza olunan eşya hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
…
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin a bendinde yazılı kasıtlı bir suçtan mahkum olmama koşulunun bulunmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Tekerrüre esas sabıkaları bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
I- Sanık …’a yüklenen hırsızlık ve mala zarar verme suçları bakımından yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin ../..
2
bölüm çıkarılarak, yerine “53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” tümcesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
II- Sanık …’a yüklenen konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından ylapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutunakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun uzlaşmaya tabi olduğunun anlaşılması karşısında; mahkemece, 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri uyarınca sanık ve katılana uzlaşma teklifinde bulunulup, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi;
Kabule göre de;
2-Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun birden fazla sanık tarafından birlikte işlendiğinin kabul edilmesine rağmen, sanık hakkında bu suç nedeniyle hükmolunan cezadan, 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin düşünülmeyerek sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi;
3- 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının gözetilmesine, 08.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.