YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2098
KARAR NO : 2011/5575
KARAR TARİHİ : 16.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanığın müştekiler … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın müştekilerden …’e yönelik olarak Haziran 2000 tarihinde gece vakti, müştekiye ait işyerinin muhkem olmadığı tespit edilen pencere camını kırmak suretiyle işyerine girip işlediği hırsızlık suçu ile müşteki …’a yönelik olarak müştekinin işyerine 11.06.2000 günü gece saat 03.30 sıralarında, bitişik işhanı kepengini merdiven gibi kullanarak 2. kata çıkıp muhkem olmadığı tespit edilen sürgülü pencereyi itmek suretiyle açıp işyerine girerek işlediği hırsızlık suçu nedeniyle, eylemlerine uyan 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/1 maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın üst sınırına göre, aynı yasanın 102/4 maddesinde öngörülen 5 yıllık asli zamanaşımı süresinin, mahkumiyet kararının verildiği tarih olan 20.04.2006 tarihinden inceleme tarihine göre geçmiş olması
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki her iki müştekiye yönelik olarak açılan kamu davalarının 5271 Sayılı CMK’nun 223/8 maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
B-Sanığın müştekiler … ve … İlçi’ye yönelik eylemleri nedeniyle hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Sanığın sabıka kaydına göre, daha önce kasıtlı suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 Sayılı CMK’nun 231/6 maddesinin a bendinde yazılı ” kasıtlı bir suçtan mahkum olmama ” koşulunun bulunmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında sanık …’nın doğum tarihinin 24.01.1975 yerine, 24.01.1974 olarak yanlış yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiş, 5237 sayılı TCK.’nın lehe olduğu kabul edilerek yapılan uygulamada aynı yasanın 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun kılınma kararı verilmemiş ise de, hükümlülüğün yasal sonucu olup, infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden, sanığın müşteki … İlçi’ye ait otomobilin kilitli bagaj kapısını zorlamak suretiyle açıp araç içinden hırsızlık yaptığının anlaşılması karşısında, 5237 Sayılı TCK 142/1-b maddesi yerine 142/1-e maddesiyle uygulama yapılması sonuç ceza değişmediğinden ve 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin ve 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanığın eylemlerinin 142/1-b. maddesine uyan hırsızlığın yanında, müşteki … yönünden işyeri dokunulmazlığını ihlal ve yakınma bulunduğundan TCK 151/1. maddesine uyan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilmemiş ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından, belirtilen hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; her iki müştekiye yönelik suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiği gözetilmeden yargılama giderlerinin müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerinin müteselsilen alınmasına ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ”sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı; ortak yargılama giderlerinden de eşit olarak sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C- Sanığın müştekiler … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Sanığın sabıka kaydına göre, daha önce kasıtlı suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 Sayılı CMK’nun 231/6 maddesinin a bendinde yazılı ” kasıtlı bir suçtan mahkum olmama ” koşulunun bulunmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; her iki müştekiye yönelik işlenen suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin ve 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanığın her iki müştekiye yönelik eylemlerinin 142/1-b. maddesine uyan hırsızlığın yanında, aynı Yasanın 116/2-4. maddesinde tanımlanan geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozmak suçlarını da oluşturduğu, suç tarihi itibarıyle uzlaşmaya tabi suçlar yönünden uzlaşma imkanı sağlandıktan sonra lehe olan yasanın denetime olanak verecek şekilde karar yerinde gösterilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre,
2-Sanık hakkında müştekilerden …’a yönelik eylemleri yönünden hüküm kurulurken, 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-b, 143 maddelerinin uygulanması sonucu belirlen 2 yıl 8 ay hapis cezası üzerinden, TCK 43 maddesi gereğince ¼ oranında arttırım uygulaması ile 2 yıl 16 ay hapis cezası yerine, 2 yıl 17 ay hapis cezası belirlendiği ve belirlenen ceza miktarı üzerinden TCK 62 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sonucu 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası yerine, 2 yıl 10 ay 5 gün fazla hapis cezası tayini,
3- Sanık hakkında her iki müştekiye yönelik eylemleri nedeniyle temel ceza alt sınırdan belirlendiği halde, suçların gece işlenmesi nedeniyle 5237 Sayılı TCK’nın 143/1 maddesi ile uygulama yapılırken, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeden en üst oranda arttırım yapılması,
4-5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiği gözetilmeden yargılama giderlerinin müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
5-5237 sayılı TCK.’nın lehe olduğu kabul edilerek yapılan uygulamada aynı yasanın, 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun kılınma kararı verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
6- Gerekçeli karar başlığında sanık …’nın doğum tarihinin 24.01.1975 yerine, 24.01.1974 olarak yanlış yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, ceza süresi bakımından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının gözetilmesine, 16/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.