YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21244
KARAR NO : 2012/2968
KARAR TARİHİ : 07.02.2012
Hırsızlığa teşebbüs suçundan sanıklar … ve …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d, 35/2, 145, 50/1-a, 52/1-2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1.000 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına dair Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/12/2005 tarihli ve 2003/449 esas, 2005/943 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 12.05.2010 tarih ve 2010/5499/30389 sayılı Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03.06.2010 tarih ve 2010/133339 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre,
1-Olay tarihinde müştekinin sabah saat 06.20 sıralarında pencereden baktığında, evinin karşısında bulunan, sahibi olduğu bakkal dükkânının yanında bir otonun durduğunu ve sanıkların dükkânın kapı kilidini kırmaya çalıştıklarını görmesini müteakip evinden çıkıp işyerine doğru koşarak bağırması üzerine, sanıkların kaçtıklarının anlaşılması karşısında, eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2-Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 23/01/2006 tarihli ve 2005/16216 esas, 2006/124 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1. maddesinde yer alan suçun unsurlarının farklı olduğu, eylemin hırsızlık fiili yanında 5237 sayılı Kanun’un 116. maddesine uyan işyeri dokunulmazlığını bozmaya ve aynı Kanun’un 151/1. maddesine uyan mala zarar vermeye teşebbbüs suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesinde,
3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki madde de cezadan indirim imkanı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca ihtiyacı kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma hâlinde, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, kanunî ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, somut olayda sanıkların eyleminin teşebbüs aşamasında kalması sebebiyle, suça konu eşyanın değerinin az kabul edilemeyeceği gözetilmeden, sanıkların cezasından 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesi gereğince indirim yapılmasında,
4-Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d, 35/2, 35/2, 145. maddeleri uyarınca hükmolunan 3 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 52/1-2, maddeleri gereğince paraya çevrilmesi sırasında 90 gün yerine 50 gün üzerinden paraya çevrilmesi suretiyle eksik ceza tayininde,
İsabet görülmediğinden
5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
I-(2) no’lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede ;
Olay günü sabahleyin saat 06:20 sıralarında yakınanın işyerinin kepenk kilidini kırmaya çalışırken müştekinin görüp bağırması üzerine olay yerinde kaçan sanıkların eylemlerinin
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 116. maddesine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve aynı kanunun 151/1. maddesine uyan mala zarar vermeye teşebbüs suçlarını da oluşturduğunun, gözetilmemesinde isabet bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin kabulu ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin, 4’üncü fıkrasının (c) bendi uyarınca, anılan suçlar yönünden hükmün aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA,
II- (3)ve(4) no’lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede ;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunu 19.02.2008 gün ve 2008-19-31 sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere hakimin takdirini hatalı kullanması nedeni ile kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından; 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesi gereğince indirim yapılmasına ilişkin istemin REDDİNE,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.12.2010 gün ve 2010/4-259 sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere somut olayda hükümlüler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d , 35/2, 145 maddeleri uyarınca hükmolunan 3 ay hapis cezasının aynı kanunun 52/1-2 maddeleri gereğince paraya çevrilmeleri sırasında 90 gün yerine 50 gün üzerinden paraya çevrilmesi suretiyle eksik ceza tayini, hesap hatası olmayıp, uygulama hatası olması nedeniyle “aleyhe bozma yasağına” konu olacağında kuşku bulunmamakta ise de, belirtilen uygulama yanılgısının yasa yararına bozma yasa yoluyla incelenmesinin “hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşma” amaçlarına erişme yönünde herhangi bir katkı sağlamayacağı; başka bir deyişle, anılan hukuka aykırılığın yasa yararına bozma yoluyla incelenmesi halinde, sadece yapılan uygulamanın yanlış olduğunun tespit edilmesiyle yetinileceği, yapılacak bu tespitin ise kimseye bir yarar veya hukuk alemine herhangi bir yenilik getirmeyeceği bu durumda “3 ay hapis cezasının Türk Ceza Kanununun 52/1-2 maddeleri gereğince paraya çevrilmesi sırasında 90 gün yerine 50 gün üzerinden paraya çevrilmesinden ibaret” olan hukuka aykırılığa dayalı olarak yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağı kabul edildiğinden bu konudaki kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
III-(1) no’lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede ;
Olay tarihinde müştekinin sabah saat 06.20 sıralarında pencereden baktığında, evinin karşısında bulunan, sahibi olduğu bakkal dükkanının yanında bir otonun durduğunu ve sanıkların dükkanın kapı kilidini kırmaya çalıştıklarını görmesini müteakip evinden çıkıp işyerine doğru koşarak bağırması üzerine, sanıkların kaçtıklarının anlaşılması karşısında, eylemlerinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı yasanın142/2-d maddesi ile uygulama yapılması yasaya aykırı olduğundan, kanun yaranına bozma isteminin kabulü ile Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/12/2005 gün ve 2003/449 esas, 2005/943 sayılı kararın bu suç yönünden CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Hükümlüler … ve …’ın eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142/1-b maddesi uyarınca takdiren ayrı ayrı 2’şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
Hükümlülerin eylemi teşebbüs derecesinde kaldığından meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre cezaları takdiren 5237 sayılı Türk Caza Kanunun 35-2 maddesi gereğince 3/4 oranında indirilerek ayrı ayrı 6’şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına
Hükümlülerin cezaları TCK’nın 145 maddesi uyarınca takdiren 2/3 oranında indirilerek ayrı ayrı 2’şer ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca cezalarının adli para cezasına çevrilmesine, TCK 52/1-2 maddesi uyarınca adli para cezasının takdiren 1 günü 20 liradan hesaplanarak hükümlülerin ayrı ayrı 1200.00’er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, ancak hükümlülerin kazanılmış hakları gözetilerek infazın 1000.00 (bin) TL üzerinden yapılmasına, karardaki diğer yönlerin saklı tutulmasına, 07.02.2012 günü oy birliği ile karar verildi.