YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24081
KARAR NO : 2012/26468
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık ve hırsızlık malı alma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Mahkemenin 2003/321 esas 2008/98 karar sayılı kararı ile sanık hakkında 12.02.2008 tarihinde verilen 1.237 TL adli para ceza ile cezaladırılmasına ilişkin hükme karşı adı geçen sanık müdafii 13.02.2008 tarihli dilekçesi ile süresinde temyiz yasa yoluna başvurduğu, mahkemenin 11.03.2008 tarihli ek kararı ile verilen 2.000 TL dahil adli para cezalarının kesin karar niteliğinde olup temyizi kabil olmadığından temyiz talebinin reddine dair karar adı geçen sanık müdafiine 26.03.2008 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde sanık müdafiinin bahse konu ek karara karşı kanunyollarına başvurulmadığı anlaşılmakla,
Temyiz merciince yapılacak bir işlem bulunmadığından, dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmek üzere tebliğnameye aykırı olarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II- Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince,
Sanığa atılı 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi kapsamında kalan hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre; 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 07.01.2003 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
III- Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Suç tarihinde sanıkların müştekinin evinden 1 müzik seti ile 2 yüzüğün çalındığı bu eşyalardan müzik setinin değerinin hazırlıkta yapılan bilirkişi incelemesine göre 40 TL olduğunun ve çalındığı iddia edilen yüzüklerin 230 TL olduklarının müştekice belirtildiği ve buna göre suç tarihi itibariyle TCK 522 uygulaması açısından pek hafif sayılacakları halde mahkemece fahiş değerde kabul edilmelerinin doğru olmadığı ve buna göre ise TCK 522 maddesi lehe uygulandığında eski 765 sayılı kanuna göre kurulacak hükmün sanıklar yararına bulunacağı halde karşılaştırmanın doğru yapılmayarak sanıklara fazla ceza tayini;
2- 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. 522 (pek hafif) maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b. maddesine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 151/1 ve 116/1, 119/1-c maddelerine uyan mala zarar verme ve suçunu da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.