Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/30472 E. 2012/6350 K. 19.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/30472
KARAR NO : 2012/6350
KARAR TARİHİ : 19.03.2012

Şahsi çeviklik suretiyle hırsızlık suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 145, 62/1. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile, sanık …’ın, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 145, 31/3 maddeleri gereğince 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık …’ın 15-18 yaş grubunda olması sebebiyle hapis cezasının aynı Kanun’un 50/1-a. maddesine göre suç tarihi itibarıyla günlüğü 9 yeni Türk lirasından paraya çevrilerek 1.440 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ödenmeyen para cezasının hapse çevrilmesine dair Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/04/2006 tarihli ve 2006/46 esas, 2006/302 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 05.06.2009 tarih ve 2009/5971/30519 sayılı Kanun Yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23.06.2009 tarih ve 2009/153806 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE:
Tüm dosya kapsamına göre;
1-Anayasanın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34, 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarında, iddia, savunma, sanığın yararına ve sanığa karşı olan tüm deliller, sabit kabul edilen olaylar ve suçun kanunî unsurlarının nasıl oluştuğu açıklanıp tartışılarak dayanaklarının gösterilmesi gerektiği gözetilmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iadesinden önceki karara atıfta bulunularak gerekçeden yoksun hüküm kurulmasında,
2-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesi gereğince lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 50. maddelerinin birlikte uygulanması suretiyle karma uygulama yapılmasında,
3-5237 sayılı Kanun’un 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesindeki “hafif ve “pek hafif ölçütleri arasında, iki maddenin de cezadan indirim imkanı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, değer azlığının 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme imkanı varken, yalnızca ihtiyacı kadar (örneğin birkaç meyve veya ekmek, yiyecek, kalem, sigara ve benzeri) ve değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, kanunî ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği düşünülmeden, müştekinin iş yerine şahsî çeviklik suretiyle girilip 160 yeni Türk lirası değerindeki eşyasının çalınması şeklinde gelişen somut olayda, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılmasında,
4-5275 sayılı Kanun’un 106/4. maddesindeki “Çocuklar hakkında hükmedilen; adlî para cezası ile hapis cezasından çevrilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, bu cezalar hapse çevrilemez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme karşısında, para cezasının yerine getirilmemesi sebebiyle hapse çevirme kararı verilemeyeceği dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinde,
5-Müşteki …’ın iş yerine geceden sayılan saat 02.30 sıralarında şahsî çeviklik suretiyle girilerek hırsızlık yapılması olayında, 5237 sayılı Kanun’un uygulandığında hırsızlık dışında, geceleyin is yeri dokunulmazlığını bozma suçundan da değerlendirme yapılması gerekeceğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Yazılı emire başvurulması için yasaya aykırılığın ciddi olması gerekip, mahkemenin takdirine bağlı istekler hakkında verilen kararın yazılı emre konu olamayacağının anlaşılması karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “malın değerinin azlığını” konu edilen ve 3. sıralamada gösterilen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
2-Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 1, 2 ve 4 sırada ihbar edilen hususlar dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulüne, Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nden verilip kesinleşen 28.04.2006 tarih ve 2006/46 esas, 2006/302 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Yasanın 309/4-b madde ve fıkrası uyarınca sonraki işlemlerin mahkemesince yapılmasına, 19.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.