YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/3850
KARAR NO : 2012/4865
KARAR TARİHİ : 05.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Daha önceden kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkumiyeti bulunan sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi gereğince uygulama yapılamayacağı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2010/6-173 esas 2010/208 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, sanığın yakalanması üzerine suçunu itiraf edip çalmış olduğu eşyaların yerini göstererek malların bulunup müştekilere teslimini sağladığı anlaşılmakla hakkında TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanığın 23.02.2006 tarihli oturumda alınan beyanında müştekinin evinde meydana gelen zararı karşılamaya hazır olduğunu bildirmesine ve sonraki oturumlarda müştekiden zararı sorulmasına rağmen, mala zarar verme suçundan hakkında TCK’nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi açısından müştekinin zararını karşılamak üzere kendisine süre verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Sanığın tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyet hükmünün hangisi olduğunun infazda tereddüte yol açmayacak ve denetim olanağı verecek biçimde karar yerinde gösterilmemesi,
4-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren Mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan Mahkemeye ait olduğu düşünülmeden sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58/7. maddesi gereğince “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
5-Hak yoksunluklarının seçimlik olmaması nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki a, c, d ve e bentlerinin de uygulanması gerektiği gözetilmeyerek, sadece 53/1-b bendinde belirtilen haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 05.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi