YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4088
KARAR NO : 2012/5050
KARAR TARİHİ : 06.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Cumhuriyet Savcısının isminin karar başlığında yazılmamış olması ve sanık hakkında 5237 sayılı Yasa’nın 142/1-b maddesi gereği uygulama yapılmasına rağmen yasa maddesinin 142/b olarak olarak gösterilmesi yerinde düzeltilmesi olanaklı yazım hatası olarak kabul edilmiş;
Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın suç tarihinde geceleyin, yakınana ait bina niteliğindeki iş yerinin sağlam ve muhkem giriş kapısını pervazını yan tarafından kırdıktan sonra fare kapanı teli ile kapının öbür tarafındaki anahtarı yere düşürüp kapının alt aralığından elini uzatıp aldığı anahtarla kapıyı açarak içeri girip hırsızlık yaptığının anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 142/2-d maddesine uyan hırsızlık suçunun yanısıra aynı yasanın 116/2-4 maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu gözetilerek, anılan suç yönünden usulüne uygun şekilde uzlaşma olanağı sağlandıktan sonra ayrıca; aynı yasaya göre 145. maddenin uygulanma koşularının bulunmadığıda gözetilip, 5252 sayılı Yasa’nın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak, lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
Kabule göre ;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK.nun lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanun’un 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2-5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Üst Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 06.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.