Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/4671 E. 2012/9250 K. 16.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4671
KARAR NO : 2012/9250
KARAR TARİHİ : 16.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taklit anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde lehe Yasanın belirlenmesi amacıyla verilen uyarlama kararlarının duruşma açılarak verilmesi gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 61. maddesi gözetilerek, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Hükümlü müdafii tarafından kararın kesinleşmesinden sonra hükümlünün ceza ehliyetinin bulunmadığının iddia edildiği, yine Kahramanmaraş Devlet Hastanesinin 6.4.2004 tarihli heyet raporuna istinaden, Kaharamanmaraş Aile Mahkemesi’nin 28.04.2004 tarih, 2004/363-420 karar sayılı kararı ile hükümlünün TMK’nun 335/2. maddesine göre Velayet altına alındığının anlaşılması karşısında, hükümlünün ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılarak hakkında 5237 sayılı TCK’nın 32. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü … müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 16.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.