YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/7286
KARAR NO : 2012/1639
KARAR TARİHİ : 01.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, kimliği hakkında memura yalan beyanda bulunma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Sanığın adli işe yönelik olarak kimliği hakkında memura yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde:
Sanığın üvey kardeşi olduğunu söylediği müşteki …’in kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle yüklenen hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma aşamasında kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak şeklindeki eylemine uyan 765 Sayılı TCK.’nın 343/2 ile 102/4, 104/2. maddelerine göre, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.’nın aynı suça uyan 267/1 ile 66/1-e, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının, suç tarihi olan 14.04.2001 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki bu suçtan açılan kamu davasının 5271 Sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II- Sanığın hırsızlık suçundan hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak
5237 Sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.’nın 493/2 maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanığın eyleminin, TCK’nın 142/2-d ve 143. maddesinde düzenlenen gece vakti hırsızlık suçunun yanında aynı Yasanın 116/2-4 maddesine uyan gece vakti işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu, bu suçun suç tarihi itibarıyle uzlaşma kapsamında olduğu ve müştekinin yargılama aşamasında şikayetinden vazgeçmesine göre, taraflara uzlaşma teklif edilmesi ve sonucuna göre, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarını oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın denetime olanak verecek şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve denetime olanak vermeyecek şekilde karşılaştırma yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ceza süresi bakımından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK.’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının gözetilmesine, 01.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.