YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11549
KARAR NO : 2013/21332
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Katılanın asker arkadaşı olan sanığın katılanın işyerinden birlikte ayrıldıktan sonra tek başına işyerine geri dönüp suça konu telefonu katılana vermek üzere onun bilgisi ve rızası dışında annesinden istemesi sonucu sanığa teslim edilmesi şeklinde gerçekleşen eylemde; zilyetliğin devredilmemiş olması karşısında suça konu telefonu mal edinen sanığın eyleminin hırsızlık suçu kapsamında kaldığı değerlendirildiğinden tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Suça konu telefonun alındığı yer itibariyle hırsızlık suçunun binanın içinden yapıldığının anlaşılması karşısında 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi yerine aynı Kanun’un 141/1. maddesi ile uygulama yapılması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık …’in temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, 04.07.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık ile müştekinin daha önce askerlik arkadaşı oldukları, sanık müştekinin iş yerine bir çok kez geldiği, olay günü sanık şikayetçinin bulunmadığı sırada aynı iş yerine gelip burada çalışan …’a gerçeğe aykırı olarak müştekinin cep telefonunu istediğini söylediği, sanığın müştekinin arkadaşı olup daha önce bir çok kez iş yerine gelerek müşteki ile sohbet ettiğini bilen, iş yerinde kullanılmak üzere tutulan telefonun müşterek zilyetlerinden olan … söz konusu telefonu sanığa verdiği, sanığın iş yerinden ayrılıp telefonu götürdüğü,
Somut olayımızda sanık telefonu iş yerinde olmayan şikeyçiye götüreceğini söylemiş olması nedeniyle zilyed durumunda olan … telefonu sanığa verirken onu alıp götüreceğini bildiği, bu şekilde telefonu vermiş olduğundan telefon zilyedliğinin sanığa devreldiğindinin açık ve kesin olduğu, olayda hırsızlık suçunun düşünülemeyeceği,
Sanık müştekiye götürülmek üzere kendisine verilen telefonu satması, başkasına vermesi gibi nedenlerle elden çıkarması gözetildiğinde ilk önce güveni kötüye kullanmak suçu akla gelir ise de sanık telefonun müşteki tarafında istendiği yönünde eşya zilyedine yalan söylediği, sanık müştekinin askerlik arkadaşı olup işyerine bir çok kez geldiği, iş yerinde çalışan … yönünden bu yalanın basit bir yalan olmayıp inandırıcı düzeyde olduğu, objektif olarak … durumunda olan her kesin bu yalana inanabileceği, diğer taraftan bu yalan söylenmediği takdirde telefonun sanığıa verilmeyeceği, bu koşullar altında suça konu eşya zilyedinin iradesi ifsad edilip telefon alındığından sanığın dolandırıcılık suçundan sorumlu tutulması, bu nedenle kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.