YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19186
KARAR NO : 2012/25133
KARAR TARİHİ : 22.11.2012
KARAR
Hırsızlık suçundan sanık …’ün 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/1, 522/1, 81/2-3. maddeleri gereğince 3 yıl 2 ay 11 gün hapis, diğer sanık …’nun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/1, 65/3, 522/1, 55/3, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4/1. maddeleri gereğince 600.000.000 lira ağır para cezaları ile cezalandırılmalarına dair Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesinin 22/01/2002 tarihli ve 2001/1207 esas, 2002/7 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanık …’ün aynı Kanun’un 142/b, 143, 145. maddeleri uyarınca 10 ay hapis, diğer sanık …’nun aynı Kanun’un 142/b, 39/2, 145, 31/3, 50, 52. maddeleri uyarınca 1.500 yeni Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmalarına ilişkin aynı Mahkemenin 02/06/2005 tarihli ve 2001/1207 esas, 2002/7 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 06.07.2012 tarihli kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.07.2012 gün ve KYB/2012/189539 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel kurulun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de;
Dosyada bulunan 15.11.2001 tarihli görgü tespit tutanağı, yakınanın aynı günlü anlatımı, yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporundaki bulgular ve Mahkemenin 22.01.2002 gün, 2001/1207-2002/7 sayılı kararında suçun iş yeri camının kırılarak, buradan el uzatılıp, kapının yakınındaki masada bulunan yedek anahtar alınmak suretiyle kapı açılarak girildiğinin kabul edilmiş olması karşısında, eylemin 765 sayılı TCY’nın 493/2, 5237 sayılı TCY’nın da 142/2-d maddesine uyduğunun;
Fotokopiden oluşan belgelerden bir kısmında yakınma ve tutanak tarihlerinin 15.11.2001 olması, iddianame ve gerekçeli kararda suç tarihlerinin 17.10.2001 olarak gösterilmesi karşısında bu durum dosya aslından belirlenip, gerçek suç tarihinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/2-d maddesindeki hırsızlığın yanı sıra aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c ve 151/1. maddelerindeki, suç tarihi bakımından uzlaşmaya tabi işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesi,
../..
2
Diğer sanıklarla önceden anlaşarak suça doğrudan katılan hükümlü … hakkında 5237 sayılı TCY’nın 37.maddesi yerine aynı Yasanın 39. maddesinin uygulanması,
5237 sayılı TCY’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı ” kavramının, 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki “hafif “ veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek sanıkların cezasından indirim yapılması,
Hükümlü … hakkında 765 sayılı TCY göre kurulan ilk hükümde sonuç olarak 600.000.000 lira (600 lira) para cezasına hükmolunduğu halde, 02.06.2005 tarihli ek kararla 5237 sayılı TCY’nın 142/b, 143, 39, 145, 31/3, 50, 52.maddeleri uyarınca 1.500 lira adli para cezasının hükümlü aleyhine olduğunun gözetilmemesi,
5237 sayılı Yasanın 7/3. maddesinin açık hükmü karşısında 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle aynı Yasanın 58. maddesinin 6-7. fıkralarında düzenlenen mükerrirlere ilişkin infaz hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, sanık … hakkında “ tekerrüre konu 1 senelik sürenin infazdan sonra 5237 sayılı Yasanın 58/6-7. maddesine göre denetim süresine eklenmesine ” şeklinde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden istemin KABULÜ ile;
Hırsızlık suçundan sanık …’ün 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/1, 522/1, 81/2-3. maddeleri gereğince 3 yıl 2 ay 11 gün hapis, diğer sanık …’nun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/1, 65/3, 522/1, 55/3, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4/1. maddeleri gereğince 600.000.000 lira ağır para cezaları ile cezalandırılmalarına dair Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesinin 22/01/2002 tarihli ve 2001/1207 esas, 2002/7 sayılı kararının infazı sırasında aynı mahkeme tarafından verilen 02/06/2005 tarihli ek kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA,
İnfaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine,
Sonraki işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.