Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/19929 E. 2013/4017 K. 25.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19929
KARAR NO : 2013/4017
KARAR TARİHİ : 25.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Mahkemenin 22.02.2010 tarih, 2008/975-1382 sayılı ek kararında yasa yolunun CMK’nın 34/2, 40/2 ve 232/6 maddelerine uygun biçimde gösterilmemesi nedeniyle temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek, mahkemenin 22.02.2010 tarih, 2008/975-1382 sayılı ek kararının kaldırılması suretiyle yapılan incelemede;
Sanığın yüzüne karşı verilen kararda, 7 günlük temyiz süresinin “kararın tefhim veya tebliğinden itibaren” denilmek suretiyle, sürenin başlangıcı konusunda sanığın yanıltılmış olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın 16.02.2010 tarihli temyiz talebinin süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede;
27.09.2008 tarihli Olay yeri inceleme ve görgü tespit tutanakları içeriklerine göre, sanığın, müştekiye ait işyerinin mutfak PVC penceresini zorlayarak açıp içeriye girdiğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 151/1 maddesi uyarınca mala zarar verme suçundan hakkında zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın 08.10.2008 tarihli kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında, suçu saat 19.00’da işlediğini belirtmesine karşın 25.11.2008 tarihli oturumda alınan beyanında olayı saat 22.00’de işlediğini ifade ettiği, hazırlık beyanı okunduğunda da doğruladığı, suçun işleniş saati konusunda dosya kapsamında başkaca bir kanıtın da bulunmadığı anlaşılmakla, oluşan çelişki giderilip suçun işlendiği saatin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesinden sonra sonucuna göre TCK’nın 143 ve 116/4. maddelerinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nun temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 25.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.