YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21186
KARAR NO : 2013/24805
KARAR TARİHİ : 18.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanıklar … ve … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçundan dolayı sanık … …’a tayin edilen 1000 TL ve sanık …’ye tayin edilen 1600 TL adli para cezasına ilişkin hükümlerin 5237 sayılı TCK’nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmolunan cezaların türü ve miktarına göre, 1412 sayılı CMUK’un 5219 sayılı Yasa ile değişik 305/1 maddesi gereğince kesin olması nedeniyle hükümlerin temyizi olanaklı bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz taleplerinin tebliğnameye uygun olarak ayrı ayrı REDDİNE,
B- Sanık … müdafiinin temyizine yönelik yapılan incelemede;
Soruşturma aşamasında sanık … müdafii olarak görev yapan Av. …’ın müdafiilik görevinin Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in 7/a. maddesi gereğince iddianamenin kabulü kararı ile sona erdiği, adı geçen avukat kovuşturma aşamasında müdafii olarak duruşmaya çağrılmış ve sanık müdafii olarak görev yapmış ise de, sanığın talimatla alınan savunmasında müdafii talebinin bulunmadığını beyan ettiği, sanığa isnat edilen suç itibarıyle müdafii atanması için yasal zorunluluğun da bulunmadığı, sanığa karar tebliği için dosya geri çevrildiğinde gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesine karşın hükmü temyiz talebinde bulunmadığı, taraflar arasında yasal anlamda müdafiilik/vekalet ilişkisinin de kurulmadığı dolayısıyla, adı geçen avukatın hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığı, dosya içeriği ile gerekçesine göre, adı geçen avukatın vermiş olduğu süre tutum dilekçesinde sanığın isminin gösterilmemesi nedeniyle mahkemenin süre yönünden temyiz talebinin reddine dair ek kararına yönelik temyiz talebi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan 17/03/2010 tarih ve 2009/123E, 2010/9K Ek Karar sayılı kararın isteme uygun olarak ONANMASINA,
C-Sanıklar … ve … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
18 yaşını doldurmamış olan sanıklar hakkındaki bazı celselerin gizli yerine açık yapılması suretiyle CMK’nın 185. maddesine aykırı davranılması, telafisi mümkün olmadığından; sanıkların nüfus kaydı getirtilmeden hüküm kurulması ise nüfus kayıtlarının yasal olarak UYAP ortamında her zaman çıkartılması ve dosyasına eklenmesi mümkün olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre;suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1 – Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 16.09.2008 tarihli ve …..Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Araştırma Hastanesi’nin 06.11.2008 tarihli raporlarında, sanık …’da, “hafif derecede zeka geriliği” saptandığının ve sanığın İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 6. İhtisas Kuruluna gönderilmesinin uygun olacağının bildirilmesi karşısında, adı geçen sanığın 5237 sayılı TCK’nın 32. maddesi ışığında, suç tarihinde işlediği eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme (irade) yeteneğinde önemli derecede azalma olup olmadığının araştırılıp yöntemince raporla saptanarak, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 12-15 yaş grubunda bulunan sanık … ve 18 yaşından küçük olan sanık … hakkında, Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usûl Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince sosyal inceleme raporu alınmasının zorunlu olduğunun gözetilmemesi ile sosyal inceleme raporu alınmama gerekçesinin kararda gösterilmemesi suretiyle 5395 sayılı Yasanın 35. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 18/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.