Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/21730 E. 2013/31384 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21730
KARAR NO : 2013/31384
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık, mala zarar verme, suç eşyasını satın alma veya kabul etme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık … hakkında hükmolunan 3 ay 10 günlük kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50/1-a. maddesi uyarınca paraya çevrilmesi sırasında hesap hatası yapılarak sonuç olarak ”2.000 TL adli para cezası” yerine yazılı şekilde fazla ceza tayini,
2- 5237 sayılı TCK’nın 2/1. maddesinin 2. cümlesi uyarınca, “Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” Aynı Kanun’un 31. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada 12 yaşından küçük olan ya da 12 – 15 yaş grubunda olup ta işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmeyen kişilerin(çocukların) cezai sorumluluğu yoktur. Ancak, bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca, “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” Aynı Kanun’un 5. maddesinin başlığı ise; “koruyucu ve destekleyici tedbirler”dir.
Yukarıda özetlenen âmir hükümler gözetilmeyerek, cezaî sorumluluğu bulunan sanıklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5/1-a. maddesi uyarınca danışmanlık tedbirine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık … hakkında hükmolunan ”4.000 TL” adli para cezasının, ”2.000 TL” adli para cezasına dönüştürülmesi ve hükümlerden sanıklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na göre danışmanlık tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA
II-Sanık … hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Olay tarihinde sanıklarla birlikte harekete eden soruşturması yaşının büyüklüğü nedeniyle ayrı yürütülen …’ın ihbar üzerine 04:30 sıralarında yakalandığında şifai beyanında atılı suçları samimi olarak ikrar ederek, ola gecesi 3 ayrı nokta araçtan hırsızlık yaptıklarını, çaldıkları malzemelerin sanık …’de olduğunu beyan etmesi üzerine sanık …’i yakalandığı sanık…’in de şifai görüşmede olayı doğrulayarak kendinde bulunan müştekiye ait araç teybini iade ederek mağdura teslimini sağlamış olmaları, sanık … hakkında TCK’nın 168/1 maddesinde yazılı bulunan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Mala zarar verme suçunun yasal tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü, mahkemece suç tarihinde 18 yaşını bitirmediği ve sabıkasız olduğu anlaşılan sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının TCK 50/2. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilemeyeceği ancak TCK 50/3. maddesi gereğince TCK’nın 50/1. maddesinde ön görülen adli para cezası dışındaki diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 2/1. maddesinin 2. cümlesi uyarınca, “Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” Aynı Kanun’un 31. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada 12 yaşından küçük olan ya da 12 – 15 yaş grubunda olup ta işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmeyen kişilerin(çocukların) cezai sorumluluğu yoktur. Ancak, bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca, “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” Aynı Kanun’un 5. maddesinin başlığı ise; “koruyucu ve destekleyici tedbirler”dir.
Yukarıda özetlenen âmir hükümler gözetilmeyerek, cezaî sorumluluğu bulunan sanık hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5/1-a. maddesi uyarınca danışmanlık tedbirine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 04.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.