YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/23089
KARAR NO : 2013/37640
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Sanıklar … ile sanık … hakkında mahkumiyet, sanık … hakkında beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-O yer Cumhuriyet savcılarının temyizine yönelik yapılan incelemede;
Yasal süresi içinde temyiz başvurusunda bulunmayan o yer Cumhuriyet savcılarının bu konudaki isteklerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince isteme uygun olarak REDDİNE,
B-Suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarih ve 2012/1411 esas 2012/1852 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; suça sürüklenen çocukların, şikayetçiye ait motosikleti, adet ve kullanım gereği yol kenarında açıkta park hâlinde iken çaldıklarının anlaşılması karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1. maddesinin (e) bendine uyduğu gözetilmeyerek aynı Kanun’un 141/1 ile hüküm kurulması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 50/1-a ve 52 maddeleri uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında hesap hatası sonucu 3.000 yerine 3.240 TL adli para cezası hükmolunması suretiyle fazla ceza verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a ve 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den paraya çevrilerek sonuç cezanın 3.000 TL adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle, eleştiri dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C-Suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarih ve 2012/1411 esas 2012/1852 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; suça sürüklenen çocukların, şikayetçiye ait motosikleti, adet ve kullanım gereği yol kenarında açıkta park hâlinde iken çaldıklarının anlaşılması karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1. maddesinin (e) bendine uyduğu gözetilmeyerek aynı Kanun’un 141/1 ile hüküm kurulması,
2- Olay tarihinde güneşin saat 19.55’te batıp 06.18’de doğduğu ve müştekinin beyanında saat 20.00-20.30 arasında motosikletin çalınmış olduğunu söylemesi karşısında; hırsızlığın gündüz vakti gerçekleştirildiğinin kabulü gerekirken, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143 maddesi gereğince artırım yapılarak fazla cezaya hükmolunması,
3- Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca aynı Yasanın 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlarından birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.