YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/24380
KARAR NO : 2012/24979
KARAR TARİHİ : 22.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli hırsızlık, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması
…
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın “Avukatın Başvurma Hakkı” başlığını taşıyan Madde 261 – (1) madde ve fıkrasına göre : “Avukat, müdafiiligini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.” Av. … soruşturma aşamasında sanığın isteği üzerine, sanığın ifadesinin Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edildiği 01/08/2005 günü sanık müdafii olarak Baro tarafından görevlendirilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince müdafii ve vekillerin görevlendirilmeleri ile yapılacak ödemelerin usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliğin “Görevin sona ermesi” başlıklı madde 7 -(1) “Müdafi veya vekilin görevi; a) Soruşturma evresinde; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi, yetkisizlik veya görevsizlik kararı, kamu davası açılması halinde ise iddianamenin kabulü kararı verilmesi, […] hallerinde sona erer.”
Av. …’in görevlendirilmesi CMK’nın 150/1 maddesi gereğince gerçekleştirilmiş bir görevlendirilmedir. Av. …’in görevi sanık hakkında kamu davasının açıldığı 27/12/2005 günü sona ermiştir. Sanığın savunması 01/07/2008 günü icra edilen duruşmada tespit edilmiştir. Sanık bu duruşmada müdafii istemediğini söylemiştir. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 gün ve 2008/9-7-56 saylı; 13.05.2008 gün ve 2008/10-101-113 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “kendisine zorunlu savunman atandığından hükümlünün haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan lefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukukî sonuçları doğurmaz. Bu durumda zorunlu savunman velev ki hükümlünün lehine gibi görünen bazı işlemler yapmış olsa; örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün hükümlünün kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesinin verilmesi halinde, temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiği […]” vurgulanmıştır.
Gerekçeli karar sanığa 10/01/2012 günü tebliğ edilmiştir. Sanık kendisine yapılan tebligata karşın hükmü temyiz etmemiştir. Sanığın Av. …’in temyizine açık bir muvafakati de bulunmamaktadır, 5271 sayılı CMK’nın madde 261 – (1) “Avukat,
../.
2
müdafıliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.” 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un madde 317 – maddesine göre ; “(değişik madde: 21/05/1985 – 3206/63 md.) Yargıtay, süresi içinde temyiz dilekçesinin verilmediğini veya beyanının yapıldığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını görürse, temyiz isteğini reddeder, görmezse incelmesini yapar.” Av. … … Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafii ve vekillerin görevlendirilmeleri ile yapılacak ödemelerin usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliğin “Görevin sona ermesi” başlıklı madde 7, CMK’nın 150/1, 261/1 maddeleri gereğince sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini temyize hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla,
Temyiz yetkisi bulunmayan Av. …’in temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE, 22.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.