Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/4116 E. 2012/20411 K. 03.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/4116
KARAR NO : 2012/20411
KARAR TARİHİ : 03.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve … hakkında birden fazla kişi ile birlikte geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçu bakımından dava zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
A- Sanıklar … ve … hakkında yapılan incelemede;
Sanıkların yokluğunda verilen kararın, sanık …’a 25.05.2010 günü, sanık …’e de 26.05.2010 günü bizzat tebliğ edildiği ve sanıkların bir haftalık yasal süre içinde temyiz başvurusunda bulunmadığı anlaşılmakla, yasal süre içinde temyiz başvurusunda bulunmayan sanıklar … ve …’ın bu konudaki isteklerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince tebliğnameye kısmen uygun olarak REDDİNE,
B- Sanık … hakkında hırsızlık suçu ve sanık … hakkında geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçları bakımından yapılan incelemede;
Olayda sanık …’nın eyleme gözcülük yaparak hırsızlık suçuna doğrudan katıldığı gözetilmeden sanık hakkında TCK’nın 37/1. maddesi yerine aynı yasanın 39. maddesinin uygulanması ve birden fazla kişi ile birlikte geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal eden sanık … hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinden artırım yapılmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 tarih ve 647/43 ile 23.03.2004 tarih ve 41/70 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanık … hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanmamış olması sebebiyle, ceza 2 yıl hapis olarak belirlenmiş ve 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 5728 sayılı Yasanın geçici madde: 1/1. Fıkrası yollamasıyla, aynı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271
sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilirlik sınırları içerisine girmiş ise de; sanık …’ın sabit kabul edilen eyleminin asıl cezasına bir kat arttırım yapılmak suretiyle 4 yıl olarak belirleneceğinden ve aksi hal sanığın; sanığın; önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından, hükmolunması gereken ceza miktarı itibariyle, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına olanak bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklardan müteselsilen alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasındaki “yargılama giderlerinin müteselsilen alınmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı; ortak yargılama giderlerinden de eşit olarak sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C- Sanık … hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçları bakımından yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın olay sonrası yakalandığında araçta bulunan suça konu sigaraları … ilinde hırsızladıklarını beyanla işyerinin yerini kolluk güçlerine tarif ederek sigaraların müştekiye iadesini sağlaması karşısında, sanık hakkında hırsızlık suçundan etkin pişmanlık hükümleri uygulanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Sanık hakkında 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. Fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklardan müteselsilen alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 03.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.