YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6874
KARAR NO : 2012/20696
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanıklar … ile … hakkında müşteki …’a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanıkların, eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 492/1. maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanunun 102/4, 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 22.02.2004 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B-Sanıklar … ile … hakkında müşteki …’e yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık …’in, yüklenen suçu işlediğine ilişkin diğer sanık …’in sonradan geri aldığı soruşturma aşamasındaki suç atma niteliğinde kalan anlatımı dışında, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1,522 (normal) maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; gece saat 21.00 sularında sanıkların birlikte müştekinin evine muhkem nitelikli balkon kapısını zorlayarak açıp girdikten sonra evden cüzdan içinde bulunan 70 Euro ve 20 TL. yi çalma eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 53 maddelerine uyan hırsızlık suçunu yanında aynı Yasanın 116/1-4, 119/1-c, 53 maddelerine uyan geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma ve 151/1, 53. maddelerine uyan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilerek, geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma imkanı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
2-Sanık …’in diğer sanık … ile önceden anlaşarak hırsızlık eylemine doğrudan katıldığı gözetilmeden 765 sayılı TCK’nun 64/1.maddesi yerine, 65/3. maddesi ile uygulama yapılması,
3-Sanık … hakkında 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesi uyarınca verilen hapis cezasına, aynı Yasanın 65/1. maddesiyle uygulama yapılırken cezanın 1 yıl 6 ay yerine, 1 yıl 3 ay olarak belirlenmesi, ve bu ceza üzerinden 59. madde uyarınca uygulama yapılırken cezanın 1 yıl 15 gün yerine 1 yıl 10 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
4-Tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık … hakkında 765 sayılı TCK’nın 81. maddesinin yasal ve yerinde olmayan gerekçe gösterilerek uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ceza süresi bakımından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının gözetilmesine, 08/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.