Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/6880 E. 2012/11020 K. 14.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6880
KARAR NO : 2012/11020
KARAR TARİHİ : 14.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5237 sayılı Yasa uyarınca duruşma açılarak veya açılmadan dosya üzerinden verilen bütün uyarlama kararlarına yönelik yasa yolunun temyiz yasa yolu olduğu ve yapılan itirazları inceleme yetkisinin de Yargıtay’ın ilgili Ceza Dairesine ait olduğu gözetilmeden, Yargıtay incelemesinden geçmeden kesinleşen Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 1993/650 E, 1993/485 K sayılı ilamının infazı sırasında uyarlama talep edildiği, mahkemece dosya üzerinden 11.08.2005 tarihli ek karar ile yeniden değerlendirme talebinin reddine karar verildiği, hükümlünün 17.08.2005 tarihinde kendisine tebliğ edilen ek karara karşı 10.11.2005 tarihli itirazı üzerine verilen Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/1183 D.İş sayılı ve 24.11.2005 tarihli kararı ve sonrasında mahkemesince tekrar duruşma açılarak verilen 12.07.2011 tarihli karar yok hükmünde sayılarak yapılan incelemede;
Hükümlünün yokluğunda verilmiş olan 11.08.2005 tarihli hükmün, hükümlüye 17.08.2005 günü tebliğ edildiği halde, hükümlü yasa yoluna başvurmamış ise de; İlkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30/01/2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini, şeklini ve ne zaman başlayacağının kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, anılan kararda hangi kanun yoluna başvurulabileceği, başvuru süresinin ne zaman başlayacağı gösterilmediği; hükümlüye yapılan tebligatta da bu açıklamaların yer almadığı, bu nedenlerle yapılan tebliğin kendisine bağlanan sonucu doğurmayacağı ve tebliğin geçersiz olduğunun anlaşılmasıyla hükümlünün temyiz istemi süresinde kabul edilmiştir.
İnceleme konusu karara gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, müştekiye yönelik eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/2-g, 143. maddelerindeki gece vakti hırsızlık suçunun yanı sıra aynı

Yasanın 116/1-4 maddesindeki konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaylara uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve 765 sayılı Yasada bu tür eylemlerde ağırlaştırıcı neden olmayan gece kavramının 5237 sayılı yasanın 143. maddesine göre cezayı arttırıcı neden olmasının ve artırım oranının tespiti ile bireyselleştirmenin yapılması amacına yönelik takdir hakkının kullanılması, önceki yasaya göre suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden ve yeterli gerekçe gösterilmeden 143. maddenin uygulanmasında üst hadden artırım yapılması ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, maddi ceza hukukuna ilişkin infaz aşamasındaki lehe uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.