YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8171
KARAR NO : 2013/22435
KARAR TARİHİ : 10.07.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Hükümlü …’nin temyizinin incelenmesinde;
Hükümlü … hakkında kurulan 30.09.2005 gün ve 2005/34-87 sayılı önceki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, diğer sanığa ilişkin ilk hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından kararın bozulması üzerine hakkında hüküm kesinleşmiş olan …’nin uyarlama yargılamasının ayrı olarak ele alınması gerekirken tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle, … hakkında yeniden kurulan hükme yönelik, hükümlünün konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, 5252 sayılı Yasa’nın 9/3. maddesine göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II-Sanık … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Sanığın mağdur …’ya yönelik eylemlerinin 765 sayılı TCK uygulamasında 493/1, 522 (pek fahiş) maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunu; 5237 sayılı TCK uygulamasında ise 37/1, 142/1-b, 143, 168/1-4, 53, 63 maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçu ile şikayete tâbi olmayıp uzlaşma kapsamında da bulunmayan 116/2-4, 119/1-c, 53. maddelerinde düzenlenen geceleyin birden fazla kişi ile birlikte işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarını oluşturduğu gözetilerek 5252 sayılı Yasa’nın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümleri somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin düşünülmemesi, öte yandan sanığın mağdur …’a yönelik eylemine ilişkin olarak Beşikdüzü Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.09.2005 tarih ve 2005/34-87 sayılı kararı ile 765 sayılı TCK’nın 193/2. maddesi uyarınca hükmolunan “1 yıl hapis cezası”nın sanık lehine olduğu gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 116/1-4, 119/1-c, 62, 53. maddeleri uyarınca ceza miktarı yönünden sanık aleyhine olacak şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
1-Mağdur …’nın 23.09.2010 tarihli oturumda, soruşturma aşamasında yapılan kısmi iade dolayısıyla sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına rıza gösterdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 168/1-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 esas, 2008/74 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK’nın lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının dikkate alınmaması,
3-Gerek mağdur …’ya gerekse de mağdur …’a yönelik eylemler dolayısıyla 5237 sayılı TCK’nın 116. maddesi uyarınca kurulan hükümlerde, temel cezaların anılan maddenin 4. fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mağdur …’ya yönelik olarak anılan maddenin 2. ve 4. fıkraları uyarınca; mağdur …’a yönelik olarak da aynı maddenin 1. ve 4. fıkraları uyarınca ayrı ayrı uygulamalar yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 10.07.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.