YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/31797
KARAR NO : 2013/33201
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Vekaletnameli avukatı huzurunda savunmasını yapan sonra, sanığın 07/06/2002 tarihli celsede bu avukatını azlettiğini bildirdiği, daha sonra 28.08.2002 tarihi celsede maddi durumunun müsait olmaması nedeni ile barodan haklarını savunmak üzere bir avukat atanmasını istediği, 13/07/2005 tarihli celsede sanık hakkındaki sevk maddeleri için öngörülen cezanın üst sınırına göre CMK’nın 150. maddesine gereği , baro başkanlığına müzekkere yazılarak müdafi tayininin istendiği bundan sonra baro tarafından atanan müdafi olan Av….’ün ve bu avukatın yetkilendirdiği Av. …’nun duruşmalara katıldığı ve 24/05/2006 tarihli kararın Av. …’ün yüzüne karşı verildiği ve kararın baro tarafından atanan müdafii olan anılan avukat tarafından temyiz edilmediği, daha sonra kararın 01/03/2007 tarihinde daha önceden sanık tarafından azledildiği bildirilen Av ….’a tebliğ edildiği ve bu avukat tarafından aynı tarihte temyiz talebinde bulunulduğu, sanığın bilgisi dışında müdafii atanmak suretiyle karar verildiğinin anlaşılması ve ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 gün ve 2008/9-7-56 sayılı kararında açıklandığı gibi, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiiye yapılmış bulunan tefhim veya tebliğin, kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağının ve bu nedenle hükümlüye kararın tebliğ edilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında;
a) Bakırköy 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2006 günlü kararın sanık …’a tebliğine ilişkin belgeye de dosya içerisinde rastanılamadığından, varsa tebliğe ilişkin belgenin eklenmesi yoksa kararın sanığa tebliği ile temyiz dilekçesi sunarsa bu konuda ek tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine Dairemizin 201/30349 E-2012/24557 K sayılı 20/11/2012 tarihli ilamı ile karar verilmesine rağmen ;
Anılan kararın sanığın bildirdiği adresine tebligat yollanmadan doğrudan mernis adresine tebligat kanunun 21. maddesine göre teblig edilmesi nedeniyle geçersiz olduğu ;
b)Dairemizin 2013/12168.E-2013/17313.K sayılı 04/06/2013 tarihli karar ile Bakırköy 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2006 günlü kararının sanık …’a usulüne uygun olarak tebliği ile ile temyiz dilekçesi sunarsa bu konuda ek tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın yeniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE karar verilmiş olmasına rağmen 24/05/2006 tarihli kararın sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşıldığından;
Tebligat kanununda 6099 sayılı yasa ile değişikliğe gidilmiş olup 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle Tebligat Kanununun 10. maddesi” tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.Şu kadar ki ; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (Ek fıkra : 11.01.2011-6099 S.K/3.mad.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmünü T.K.nun 21/2. maddesi (Ek fıkra : 11.01.2011-6099 S.K /5.mad) gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” T.K’nın 35/2. maddesi” adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde , tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” hükümlerini içermektedir.
Bu çerçevede sanığın en son bildirmiş olduğu adresine yapılan tebligatın iade edilmiş olması, daha önceden sanığın mernis adresine yapılan tebligatta ise Tebligat kanununun 21/2 maddesindeki “tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırma” şartının yerine getirilmediğinin anlaşılması karşısında ;
Bakırköy 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2006 günlü kararının sanığın mernis adresine T.K’nın 21/2 maddesindeki hükümlere uygun olarak muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek , T.K.nun 21/2. maddesi (Ek fıkra : 11.01.2011-6099 S.K /5.mad) gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi , tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edilip ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırtılarak tebliğin yapılması ile temyuz dilekçesi sunarsa bu konuda ek tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,12/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.