Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2013/36349 E. 2013/40779 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/36349
KARAR NO : 2013/40779
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Katılan DSİ vekilinin sanık … hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan temyiz talebinin incelenmesinde;
Katılan DSİ’nin, sanık …’e atılı suç bakımından suçtan doğrudan zarar görmesinden söz edilemeyeceği ve bu suç bakımından da katılma hakkı bulunmadığı halde, katılma kararı verilmiş olmasının hükmü temyiz hakkı vermeyeceği dikkate alınarak, katılan vekilinin temyiz isteminin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II-Sanık … hakkında hırsızlık ve kasten yaralamaya teşebbüs ve sanık … hakkında hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Gerekçeli karar başlığında sanıkların açık kimlik bilgileri yazılmış olup hüküm kısmında da kimin hakkında hüküm kurulduğu isimlerinin baş harflerinin kısaltmasından anlaşıldığından; sanık … hakkında katılan …’ya karşı eyleminden dolayı görevi yaptırmamak için direnme ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından dava açılmışsa da, sanığın kendisini yakalamaya çalışan köy korucusu …’ı takipten vazgeçmesini sağlamak amacıyla ateş etme eyleminin TCK’nın 265. maddesinin manevi cebir unsuru olduğu anlaşıldığından tebliğnamdeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş; tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık … hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından; sanıkların açıkta bırakılan iş makinasının deposundan mazot çalmaya teşebbüs etmeleri şeklindeki eylemin TCK’nın 142/1-e maddesi kapsamında kalmasına rağmen yazılı şekilde uygulama yapılması sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştı
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar uygulanmaması suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık … müdafii, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından “TCK’nın 53. maddesi ile ilgili hüküm fıkrası çıkarılarak yerine ‘‘TCK’nın 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ tümcesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III- Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Gerekçeli karar başlığında sanığın açık kimlik bilgileri yazılmış olup hüküm kısmında da kimin hakkında hüküm kurulduğu isimlerinin baş harflerinin kısaltmasından anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş; tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirilmede, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık …’in olay yerinden kaçtığı sırada, geçici köy korucusu olan katılan … ve tanık …’in beyanları ile sanık …’un savunmalarına göre, silahla ateş ederek olay yerinden kaçtığı, katılanın bir ara sanığı yakalayarak aralarında boğuşma yaşandığı ancak sanığın katılanın elinden kurtularak kaçmış olduğunun anlaşılması karşısında, görevi yaptırmamak için direnme suçunun silahla işlendiği hususu dikkate alınmaksızın TCK’nın 265/4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar uygulanmaması suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 23.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.