Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2015/15266 E. 2017/3194 K. 28.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/15266
KARAR NO : 2017/3194
KARAR TARİHİ : 28.03.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Sanık hakkında, mala zarar verme suçundan ceza tayini sırasında, hüküm fıkrasına 5237 sayılı TCK’nın 151/1. maddesi yerine 116/2. maddesinin yazılması, yapılan uygulamaya göre sonuca etkili görülmediğinden mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
14.04.2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000. TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, sanık hakkında mala zarar verme suçundan dolayı tayin edilen 2.000 TL adli para cezasına ilişkin hükmün, cezanın türü ve miktarı itibariyle temyizi mümkün bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince sanık … müdafiinin temyiz isteminin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Sanığın üzerine atılı hırsızlık suçu tamamlandığı halde teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü ile eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Hükümde, 5237 sayılı TCK’nın 53/1-2-3. maddesinin uygulanmasına karar verilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararının infaz aşamasında uygulanması mümkün görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık … müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
III-Sanık hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yakalama tutanağı içeriğine göre, hırsızlık yapılan yerin dubleks müstakil eski yapılı ev olduğu, olay yeri inceleme raporuna göre, olay yerinin iki katlı bina olup, depo olarak kullanıldığının belirtildiği, iddianamedeki anlatıma göre, müştekiye ait evden hırsızlık yapılması üzerine sanık hakkında TCK’nın 116/1. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kamu davasının açıldığı, Cumhuriyet savcısının da mütalaasında sanığın TCK’nın 116/1. maddesine göre cezalandırılmasını talep ettiği halde, mahkemenin gerekçesinde, sanığın hem müştekiye ait evden hem de müştekinin depo olarak kullandığı işyerinden hırsızlık yaptığını kabul ederek, hırsızlık yapılan yerin ev mi, işyeri mi yoksa depo mu olduğu konusunda tereddüt oluşturduktan sonra, anılan çelişkiyi gerektiğinde mahallinde keşif yapmak suretiyle gidermeden sanık hakkında TCK’nın 116/2. maddesinde düzenlenen işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan hüküm kurmak suretiyle eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar vermesi,
2-Öte yandan; müştekinin hazırlık anlatımına göre, hırsızlığın müştekinin ev sahibine ait evden yapıldığı anlaşılmasına karşın, kovuşturma aşamasındaki anlatımına göre ise, hırsızlığın müştekinin ikamet ettiği yerin yanında bulunan ve kendisine ait olduğunu söylediği eski dükkan şeklindeki binadan yapıldığı ve suça konu eşyaların da kendisine ait olduğunu söylediğinin anlaşılması karşısında, hırsızlık yapılan yerin, (1) numaralı bozma sebebinde belirtildiği üzere vasfının tayininden sonra, müştekiye mi yoksa müştekinin ev sahibine mi ait olduğu açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş,sanık … müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanığın sonuç ceza bakımından kazanılmış hakkının korunmasına, 28.03.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.