YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/16630
KARAR NO : 2017/4492
KARAR TARİHİ : 25.04.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Müşteki …’e ait kredi kartının çalınmasından sonra alışverişte kullanılması eylemine ilişkin olarak, zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
Sanığın tekerrüre esas alınan Sarayköy Asliye Mahkemesi’nin 08.07.2008 tarih, 2008/2 esas ve 2008/120 karar sayılı ilamındaki mahkumiyetinin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b ve 245/1. maddelerinde düzenlenen hırsızlık ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından TCK’nın 50/1-f maddesi gereğince ayrı ayrı verilen “4 ay” ve “5 ay” süreyle kamuya yararlı işte çalışma seçenek tedbiri olduğu ve UYAP üzerinden alınan sabıka kaydına göre 23.02.2011 tarihinde hapis cezası olarak yerine getirildiklerinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 50/5. maddesi uyarınca “uygulamada asıl mahkûmiyetin, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbir” oluşu, yine aynı Kanunun 58/2. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki mahkumiyetin hapis yada adli para cezası olması gerektiği, bu itibarla tekerrüre esas ilamdaki kesinleşen hükümlerin kamuya yararlı işte çalışma seçenek tedbiri olması nedeniyle sonradan tedbire uyulmadığından önceki hükümlerin hapis cezasına çevrilerek infaz edilmesinin ilamı tekerrüre esas hale getirmeyeceği de gözetilerek sanık hakkında anılan ilamın koşulları oluşmadığı halde tekerrüre esas alındığı belirlenmiş ise de; sanığın adli sicil kaydında yer alan Sarayköy Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/04/2011 tarihli, 2010/87 esas ve 2011/89 karar sayılı kararı ile TCK’nın 125/1. maddesinden verilen 1 yıl 3 ay 17 gün hapis cezasının bulunduğu ve tekerüre esas olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edildiğinden anılan husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ün temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümünde yer alan (b) bendinin çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.04.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.