Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2015/4600 E. 2017/10690 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4600
KARAR NO : 2017/10690
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Karşılıksız yararlanma, mühür bozma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
Mühür bozma suçunun fiil öğesi bağlamında hukuka aykırılık unsurunun oluşması için mühürleme yetkisinin kanuni dayanağının bulunmasının zorunlu olduğu, elektrik idaresinin ise özelleştirildiği bu sebeple kayıt dışı elektrik kullanımının engellenmesini sağlayan mühürlemenin kamu güvencesine haiz olmadığı, ilgili kanunlarda özel şirketlere mühürleme yetkisi verildiğine ve buna aykırı davrananlar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 203. maddesi hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir hükme yer verilmediği, buna göre özel hukuk tüzel kişisinin kamusal yetki kullanma hakkı olmadığından, anayasa ve kanuna dayalı kamusal yetkiyi kullanan bir makam tarafından konulmuş mühürleme güvencesinin özelleştirme nedeniyle sona erdiği bu nedenle sanığa yüklenen “mühür bozma” suçunun unsurları oluşmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
II-Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
1-Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye, takdire, iddiaya dayanak alınan tespit tutanağında enerjisi kesilen sayaçtan elektrik kullanılması dışında, sayaca, yapılan tüketimi kaydetmesine engel olacak bir müdahalede bulunulduğuna, eksik kayda, tüketimin düşürülmesine veya sayacın kullanıcı tarafından sıklıkla değiştirilerek kullanıldığına dair hiçbir tespit yer almaması ve soruşturma evresinde de karşılıksız yararlanmayı ortaya koyan delil toplanmadığının anlaşılması karşısında; sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabüle göre de,
Karşılıksız yararlanma suçu bakımından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi olan 5237 Sayılı TCK’ nın 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda katılan kurumun uğradığı zararı, suç tutanağı ile belirlenmiş veya belirlenecek olan vergili ve cezasız tutarı, ödemesi halinde hakkında kamu davası açılamayacağı hususu, ödeme süresi ve yeri soruşturma merciince sanığa bildirilmeden, bildirime ilişkin belge denetime esas şekilde dosyaya konmadan, sanığa dava açılmasını engelleme imkanı tanınmadan kamu davası açılması karşısında; bunun iddianamenin iadesi sebebi olduğu gözetilmeden kabul edilip yapılan yargılamada, katılan kurumun normal tarifeye göre vergili ve cezasız gerçek zararının ne olduğunun bilirkişiye hesaplattırılarak, sanığın ödemesi halinde 5271 Sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesi, zarar karşılanmıyor ise sanığa kaçak elektrik kullanım bedelini hükümden önce ödemesi halinde TCK’nın 168/5. maddesi uyarınca etkin pişmanlıktan yararlanabileceği hususu hatırlatılıp, talep etmesi halinde zararı gidermesi için kendisine süre verilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
III-Sanık hakkında karşılıksız yararlanma ve mühür bozma suçlarından kurulan hükümler yönünden yapılan incelemeye gelince;
1-Kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tüm delillere ilişkin değerlendirmelerin, yüklenen suçların yasal öğeleri ve kabul edilen olayların, anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca, açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, bu ilkelere uyulmadan söz konusu suçlardan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2-Sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezalarının ertelenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi suretiyle aynı yasanın 53/4. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.