YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5319
KARAR NO : 2017/10705
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Karşılıksız yararlanma, mühür bozma
HÜKÜMLER : Beraat, ceza verilmesine yer olmadığına
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca iade kararı sadece karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükümle ilgili olup, mühür bozma suçundan kurulan ilk hüküm ve bu hükme karşı yapılan temyiz başvuruları geçerli olduğundan katılan vekilinin mühür bozma suçundan kurulan 25/04/2012 tarihli 2011/436 Esas ve 2012/226 Karar Karar sayılı hükme yönelik temyiz talebi ile karşılıksız yararlanma suçundan kurulan 30/04/2014 tarihli 2013/519 Esas ve 2014/290 Karar sayılı hükme yönelik temyiz taleplerinin yapılan incelemesinde;
1- Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre katılan vekilinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
2- Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince,
6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 2. fıkrasındaki; “abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar” hükmü uyarınca zararın tazmin edilmiş olması halinde ilgili hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Ancak, geçici bir dönemi kapsayan bu düzenleme nedeniyle verilen kararların 6352 sayılı Kanun’un 84. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesine eklenen 5. fıkrasında öngörülen sanığın etkin pişmanlık hükmünden ikiden fazla yararlanamayacağına ilişkin sayı kısıtlaması kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından, 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen kararların 6352 sayılı Kanun’un 84.maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 168.maddesine eklenen 5. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünden sanığın kaç kez yararlandığının denetlenmesine olanak sağlayan ve 6352 sayılı Kanun’un 103.maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesine eklenen 2. fıkra kapsamında adli sicile kaydedilmesi gereken kararlardan olmadığı gözetilmeden, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen, kararın bir örneğinin Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasının 2. paragrafının hükümden çıkartılmasına karar verilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.