Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2015/9231 E. 2015/11454 K. 18.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9231
KARAR NO : 2015/11454
KARAR TARİHİ : 18.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlı, işyeri dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Hırsızlık suçundan mahkemece 22.01.2010 tarihinde verilen ilk hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, ancak; sanığın tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, hakkında ikinci hüküm verildiği anlaşılmaktadır. İkinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi mümkün değildir.
Bu nedenlerle; sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan bu ikinci hükme yönelik sanık …’nın konusu bulunmayan temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
2- Sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
22.01.2010 tarihli 2008/138 E. ve 2010/7 K. sayılı ilâmı ile Mahkemesince kurulan hükmün diğer sanıklar tarafından temyizi üzerine yapılan inceleme sonucu, Dairemizin 09.04.2013 tarihli ilâmı ile verilen ve lehe olan bozma kararının, mahkemesince temyiz talebi bulunmayan sanık …’ya da teşmiline karar verildiği, Bozma kararına uygun olarak Mahkemesince kurulan hükmün sanık tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında daha önce temyiz talebi bulunmayan sanığın anılan karara ilişkin olarak temyiz hakkı bulunmadığından, sanık …’nın temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, 18.06.2015 tarihinde kararın 1 numaralı bölümü yönünden oybirliği, 2. numaralı bölümü yönünden ise oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma hakkı, temel bir insanlık hakkı olarak İHAS 6. ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36. maddeleriyle 5271 sayılı CMK’nın çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır.
Kanunyoluna başvurma hakkı da, savunma hakkının en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır.
Ayrıca; 7 No.’lu Ek Protokolün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. maddesi uyarınca; kural olarak herkes aleyhine verilen mahkûmiyet hükmünü temyiz etme hakkına sahiptir.
5271 sayılı CMK’nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz kanunyoluna gidilebilir.
5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici (ya da 1412 sayılı CMUK’un 305/son ) maddesinde belirtilen istisnalar dışında, bütün nihai kararlar yâni hükümler temyiz kanunyolu denetimine tâbidir.
İstisna kapsamında kalan hükümler ise; kesindir.
Önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesi uyarınca sirayet sonrası ele alınan dava dosyasında aleyhine olarak verilen hükmü temyiz edemiyeceğine dair çoğunluk görüşü, İHAS’ın 6., 7 No.’lu Ek Protokol’ün 2. ve 5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici (ya da 1412 sayılı CMUK’un 305/son) maddelerinin âmir hükümleri ile “istisnaların genişletici yoruma tâbi tutulamaması” ilkesi uyarınca kabule şayân değildir.
Bu sebeple, 26.03.2014 tarihinde verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının temyizi kâbil olduğu düşüncesiyle, kararın 2. no.’lu bölümüne ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.