YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3672
KARAR NO : 2017/12678
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında katılan …’e yönelik hırsızlık eylemi nedeniyle kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün” çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında müştekiler … ve …’ye yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Müşteki …’ün soruşturma aşamasında alınan beyanında, olay tarihinde, garson olarak çalıştığı iş yerini, sanığın telefon ile arayarak yemek siparişi ve 100 TL para üstü getirmesini istediği, binanın girişinde sanığın mağduru karşıladığı ve para üstünü getirip getirmediğini sorduğu, getirdiğini öğrenince bina içine girerek asansör kapsını tuttuğu ve mağdurun elinden 85 Tl parayı çekip alarak uzaklaştığını beyan ettiği, mahkeme aşamasında ise asansörün kapısında sanığın para üstünü istemesi üzerine kendisinin rızasıyla verdiğini, birlikte 4. kata çıkacakları sırada sanığın asansöre binmeden ayrıldığını beyan ettiği, benzer şekilde mağdur …’un da soruşturma aşamasında, sanığın telefon ile iş yerini arayarak pide siparişi verip, para üstü istediğini, siparişi götürdüğünde, bina önünde mağduru karşılayıp para üstünü getirip getirmediğini sorduğu, mağdurun getirdiğini söyleyip cebinden çıkardığı 150 TLparayı sayarken sanığın mağdurun elindeki parayı avuçlayıp kaçtığını bildirdiği halde; mahkeme aşamasında, sanığın bina önünde kendisini karşılayıp para üstünü alıp, parayı üst kattan alacaklarını söylediği ve birlikte asansöre doğru gidip, kendisi binmeden ayrıldığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; 01/07/2014 tarihli duruşmada, mağdurlara soruşturma aşamasındaki ifadeleri okunup sorulduğunda, “aynen tekrar ettiklerini” beyan etmeleri karşısında, mağdurların soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ifadeleri arasındaki çelişki giderildikten sonra suç vasfı ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2)Dolandırıcılık suçu, sanığın, mağduru kandırabilecek hileli davranışlarla aldatıp, onu, kendi veya başkasının mal varlığı aleyhine bir işlemde bulunmaya yöneltmesi ve bu işlem sonucunda sanığın kendisine veya başkasına yarar sağlamasıyla oluşur. Dolandırıcılık suçunda failin hileli hareketleri sonucu sakatlanmış irade neticesinde kişiye ait malvarlığının mülkiyetinin devri, buna karşılık hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Sanığın mağdurların çalıştığı lokantaları arayarak yemek siparişi verdiği ve yemeği getirecek görevlinin 100,-TL para üstü getirmesini istediği, yemekleri getiren mağdurları karşılayan sanığın mağdurların para üstü olarak getirdikleri paraları alıp kaçtığı olayda, mağdurların para üstü olarak getirdikleri paraları sanığa kendilerinin verdiği kabul edilse bile, suça konu paraların, mağdurlar tarafından sanığın kendilerine 100,-TL iade edeceği inancıyla mülkiyeti devredilmeden teslim ettikleri, dolandırıcılık suçunun yasal unsuru olan teslim koşulunun gerçekleşmediği, bu nedenle sanığın eyleminin mağdur …’e karşı TCK’nın 142/1-b, 143/1. maddelerine uyan gece vakti bina içerisinde hırsızlık suçunu, mağdur …’a karşı TCK’nın 141/1, 143/1. maddelerine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmolunması,
3-T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz nedeni bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 14/11/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.