Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2016/7683 E. 2017/13647 K. 28.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7683
KARAR NO : 2017/13647
KARAR TARİHİ : 28.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen 04.10.2012 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, 15.11.2012 tarihinde kesinleştiği, üç yıllık denetim süresi içerisinde işlediği ileri sürülen suçtan dolayı suça sürüklenen çocuk hakkında yapılan yargılama sonucunda İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 04.09.2013 tarih ve 2013/426-1159 E.-K. sayılı ilamı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunduğu, anılan hükmün 05.12.2013 tarihinde kesinleştiği ve önceki hükmün açıklanması için Sungurlu Asliye Ceza Mahkemesi’ne ihbarda bulunulduğu anlaşılmakta ise de; 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin o tarihte yürürlükte bulunan 5. fıkrasına göre tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde suça sürüklenen çocuk hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu kapsamında açılmış olan davanın düşürülmesine karar verileceği hususu dikkate alınarak, UYAP üzerinden alınan sabıka kaydına göre de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra denetim süresi içerisinde suça sürüklenen çocuk hakkında kasıtlı bir suçtan mahkumiyetine dair Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 11.06.2015 tarih ve 2015/20-201 E.-K. sayılı hükmün bulunduğu ve anılan bu ilam nedeniyle hükmün açıklanması koşullarının oluştuğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Katılan Kurum tarafından depo olarak kullanılan ve etrafı tel örgüyle çevrili bahçede bulunan kabloların çalınması şeklinde gerçekleşen eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu halde, suça sürüklenen çocuk hakkında aynı Kanun’un 142/1-a-b maddeleri gereğince birlikte uygulama yapılması sonuca etkili olmayan yazım hatası kabul edilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suça sürüklenen çocuk … müdafii ile katılan Kurum vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; mala zarar verme suçunun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suça sürüklenen çocuğun, olay yeri basit krokisi ve araştırma tutanağına göre etrafı iki metre tel örgüyle çevrili olan ve depo olarak kullanılan bahçeye girmesi karşısında; unsurları itibariyle oluşmayan işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Suça sürüklenen çocuğun, suç tarihinde 18 yaşını tamamlamamış olması ve suç tarihi itibariyle daha önce hapis cezasına mahkum edilmediğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi gereğince, mala zarar verme suçundan hükmedilen kısa süreli hapis cezasının aynı Kanunun 50/1. maddesinde öngörülen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafii ile katılan kurum vekilinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.11.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.