Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2016/8160 E. 2017/14513 K. 12.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8160
KARAR NO : 2017/14513
KARAR TARİHİ : 12.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın yüzüne karşı verilen kararda, 7 günlük temyiz süresinin başlangıcı ile ilgili olarak yanlış anlaşılmaya neden olacak ifadelere yer verilmek suretiyle sanığın yanıltıldığının anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulu’nun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek, yapılan incelemede;
I-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Sanığın müştekiye ait motosikleti çaldığı sırada meydana gelen hasarın, sanığın eyleminin motosikletin mülkiyetine yönelik olması nedeniyle ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağının göz ardı edilerek, beraati yerine yazılı biçimde hükümlülüğüne karar verilmiş ise de; bu yönde kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği mümkün görülmekle yapılan incelemede;
14.04.2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000. TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, sanık hakkında mala zarar verme suçundan dolayı tayin edilen 2.000 TL adli para cezasına ilişkin hükmün, cezanın türü ve miktarı itibariyle temyizi mümkün bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince sanık …’ın temyiz isteminin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince;
Hırsızlık suçuna konu motosikletin önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken, yazılı şekilde alt sınırdan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümünden “b” bendinin çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.12.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.