YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8790
KARAR NO : 2017/14515
KARAR TARİHİ : 12.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme, iftira
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Müşteki …’in sürücü belgesindeki fotoğrafı çıkarıp yerine kendi fotoğrafını yapıştırdıktan sonra kullanan sanığın (Ezine Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15.09.2009 tarih ve 2009/191-252 E.-K. sayılı ilamı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 21. Ceza Dairesi’nin 30.06.2015 tarih ve 2015/11312-2521 E.-K. sayılı onama ilamı ile kesinleştiği) yargılandığı iş bu dosyaya konu olay nedeniyle 13.04.2009 tarihinde yakalandığında …’in kimlik bilgilerini kullanarak onun hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasına neden olduktan sonra, 10.06.2009 tarihinde… ilçesinde kolluk tarafından şüphe üzerine yakalandığında ibraz ettiği sürücü belgesinin kendisine ait olmadığını, gerçek kimliğinin … olduğunu söylediği, mahkemenin 21.10.2010 tarihli kararı ile sanığın kimlik bilgileri kullandığı … hakkında beraat kararı verildiği, bu itibarla; sanığın, işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak için …’e hukuka aykırı bir fiil isnat ettiği, dolayısıyla iftira suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluştuğu, ancak müşteki … hakkında beraat kararının verildiği 21.10.2010 tarihli hükümden önce 10.06.2009 tarihli savcılık ifadesinde etkin pişmanlık gösterdiği, bu nedenle mahkemece cezasından 5237 sayılı TCK’nın 269/3-a maddesi uyarınca da indirim yapıldığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında iftira suçundan bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye; yine her ne kadar sanık ile müşteki …’e usulüne uygun olarak uzlaşma teklifinde bulunulmamış ise de, suç tarihi itibariyle mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamında olmaması sebebiyle, mala zarar verme suçundan bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye de iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarının TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerinden “b” bendinin çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.12.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.