YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1833
KARAR NO : 2017/4026
KARAR TARİHİ : 12.04.2017
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b ve 143. maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Palu Asliye Ceza Mahkemesinin 24/11/2005 tarihli ve 2005/49 esas, 2005/104 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 31/01/2012 tarihli ve 2011/465 esas, 2012/1540 karar sayılı ilamını müteakip, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b ve 143. maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Palu Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2014 tarihli ve 2012/17 esas, 2014/42 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 26.12.2016 gün ve 94660652-105-23-7877-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16.01.2017 gün ve 2017/809 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre,
1-Sanığın eyleminin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (mülga) 493/1 ve 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 116/2-4, 119/1-c ve 151/1. maddelerinde yer alan suçları oluşturduğu, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde yer alan “(3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.”, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesinde yer alan “(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” ve 765 sayılı Kanun’un (mülga) 2/2. maddesinde yer alan ” Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri biribirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur.” şeklindeki hükümler ile 5237 sayılı Kanun’un 66/3. maddesinde yer alan “(3)Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. ” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, dava zamanaşımı açısından 5237 sayılı Kanun’a göre ilgili sürelerin saptanmasında sadece suça ilişkin nitelikli haller göz önüne alınıp hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçları yönünden 5237 sayılı Kanun’un 143 ve 119/1-c maddelerinde yer alan arttırım maddeleri dikkate alınmadığında, sanığın eyleminin 765 sayılı Kanun’un 102/3 ve 104/2. maddeleri uyarınca 10 yıl asli ve 15 yıl uzatılmış; 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca 8 yıl asli ve 12 yıl uzatılmış dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, dava zamanaşımı süresi açısından sanığın daha lehine olan 5237 sayılı Kanun hükümleri gereğince dava zamanaşımını kesen en son işlem olan ilk mahkumiyet kararının verildiği 24/11/2005 tarihinden bu yana 8 yıl asli zamanaşımı süresinin 24/11/2013 tarihinde dolmuş olduğu gözetilmeksizin, açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Kabul ve uygulamaya göre de, Palu Asliye Ceza Mahkemesinin 24/11/2005 tarihli ve 2005/49 esas, 2005/104 sayılı kararının, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesine uyan hırsızlığın yanısıra aynı Kanun’un 116/1-4, 119/1-c ve 151/1. maddelerine uyan iş yeri dokunulmalığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden yakınanın şikayetçi olduğu da değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Kanun ile uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edildiği gerekçesiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 31/01/2012 tarihli ve 2011/465 esas, 2012/1540 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilip, mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda, önceki karar sanık aleyhine temyiz edilmediğinden ve o kararda konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından ayrıca hüküm kurulmadığından bahisle yeni verilecek ceza eski cezadan daha ağır olamayacağından, önceki kararda verildiği gibi yalnızca hırsızlık suçu yönünden değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuş ise de, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürülük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesi deleleti ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (mülga) 326. Maddesi uyarınca, kararın sanık aleyhine temyiz edilmemesi halinde sadece netice ceza yönünden kısıtlamaya gidilerek evvelki hükümle tayin olunan cezadan daha ağır cezaya hükmedilemeyeceği emrolunduğundan, 5252 sayılı Kanun’un 9/3, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. ve 765 sayılı Kanun’un (mülga) 2/2. maddelerinde yer alan hükümler gereğince sanığın eyleminin 765 sayılı Kanun’un 493/1 ve 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 116/2-4, 119/1-c ve 151/1. maddelerinde yer alan suçları oluşturduğu gözetilerek anılan amir hükümler gereğince karşılaştırma yapılması sonucunda, lehe yasanın tespiti ile uygulanmasını müteakip, 1412 sayılı Kanun’un 326. maddesindeki hüküm uyarınca netice cezanın 3 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
I- (1) nolu kanun yararına bozma talebine yönelik yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 11.12.2012 günlü, 2012/1247 esas ve 2012/1842 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinde düzenlenen “suçun gece vakti işlenmesi”nin suçun daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli hâli olması nedeniyle aynı Kanun’un 66/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin hesabında dikkate alınacağı gözetilerek sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522. maddelerinde belirtilen suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, aynı Yasa’nın 102/3, 104/2. maddelerine göre hesaplanan asli zamanaşımı süresinin 10 yıl, uzayan zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 116/1-4 ve 119/1-c maddelerinde belirtilen suçlar için öngörülen cezaların türü ve yukarı sınırlarına göre, aynı Yasa’nın 66/1-d, 67/4. maddelerine göre hesaplanan asli zamanaşımı süresinin 15 yıl, uzayan zamanaşımı süresinin ise 22 yıl 6 ay olduğu belirlenip anılan zamanaşımı sürelerinin hüküm tarihinde henüz dolmadığı anlaşılmakla kanun yararına bozma isteminin bu yönden REDDİNE,
II- (2) nolu kanun yararına bozma talebine yönelik yapılan incelemede;
Palu Asliye Ceza Mahkemesinin 24/11/2005 tarihli ve 2005/49 esas, 2005/104 sayılı kararının, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesine uyan hırsızlığın yanısıra aynı Kanun’un 116/1-4, 119/1-c ve 151/1. maddelerine uyan iş yeri dokunulmalığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden yakınanın şikayetçi olduğu da değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Kanun ile uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edildiği gerekçesiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 31/01/2012 tarihli ve 2011/465 esas, 2012/1540 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilip, mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda, önceki karar sanık aleyhine temyiz edilmediğinden ve o kararda konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından ayrıca hüküm kurulmadığından bahisle yeni verilecek ceza eski cezadan daha ağır olamayacağından, önceki kararda verildiği gibi yalnızca hırsızlık suçu yönünden değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuş ise de; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürülük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesi deleleti ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (mülga) 326. Maddesi uyarınca, kararın sanık aleyhine temyiz edilmemesi halinde sadece netice ceza yönünden kısıtlamaya gidilerek evvelki hükümle tayin olunan cezadan daha ağır cezaya hükmedilemeyeceği emrolunduğundan, 5252 sayılı Kanun’un 9/3, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. ve 765 sayılı Kanun’un (mülga) 2/2. maddelerinde yer alan hükümler gereğince sanığın eyleminin 765 sayılı Kanun’un 493/1, 522 ve 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 116/2-4, 119/1-c ve 151/1. maddelerinde yer alan suçları oluşturduğu gözetilerek anılan amir hükümler gereğince karşılaştırma yapılması sonucunda, lehe yasanın tespiti ile uygulanmasını müteakip, 1412 sayılı CMUK’nun 326. maddesindeki hüküm uyarınca netice cezanın 3 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması nedeni ile anılan hususlara yönelik kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile hırsızlık suçundan sanık … hakkında Palu Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2014 tarihli ve 2012/17 esas, 2014/42 sayılı karar sayılı hükmünün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.