YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2133
KARAR NO : 2017/4028
KARAR TARİHİ : 12.04.2017
Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarından suça sürüklenen çocuk …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143/1, 116/4, 119/1-c, 151/1, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay 16 gün hapis, 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 1 ay 28 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarına ilişkin hapis cezalarının aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine dair Lice Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2015 tarihli ve 2014/233 esas, 2015/226 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 24.02.2017 gün ve 94660652-105-21-3275-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03.03.2017 gün ve 2017/14026 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre,
1- Kararın gerekçe kısmında, suça sürüklenen çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, yargılama sürecindeki davranışları dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemeye olumlu kanaat geldiğinden bahisle cezasının ertelenmesine karar verildiği belirtilmesine ve hırsızlık ile mala zarar verme suçlarına ilişkin olarak verilen hapis cezalarının ertelenmesine rağmen, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu bakımından verilen 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası yönünden ertelenme kararı verilmeyerek hükümde çelişki yaratılmasında,
2- İşyeri dokunulmazlığını bozma suçunun zarar oluşumuna elverişli suçlardan olmaması, adli sicil bilgisine göre sabıkasız olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan hükmolunan cezanın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen suça sürüklenen çocuğun “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, “suça sürüklenen çocuk …’in katılanın zararlarını gidermediği görülmekle hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi uygulanmamış” şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile işyeri dokunulmazlığını bozma suçu yönünden kurulan hükümde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde,
3- 5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesi gereğince, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olup, suçu işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan belirlenen kısa süreli hapis cezasının, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
I- (3) nolu kanun yararına bozma talebine yönelik yapılan incelemede;
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş olduğundan kabulü ile mala zarar verme suçundan suça sürüklenen çocuk … hakkında Lice Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23/12/2015 tarihli ve 2014/233 Esas, 2015/226 Karar sayılı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma uygulamaya yönelik olduğundan aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi gereğince, hüküm fıkrasının 5237 sayılı TCK’nın 151/1, 31/3, 62. maddeleri uyarınca 1 ay 28 gün hapis cezası ile cezalandırılması ile ilgili hüküm fıkralarından sonra gelmek üzere, tayin olunan hapis cezasının TCK’nın 50/3 maddesi delaletiyle 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesi uygun görüldüğünden “Hükmolunan 1 ay 28 gün hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a ve 52/2 maddesi gereğince bir gün karşılığı takdir edilen 20 TL’den paraya çevrilmesi suretiyle 1.160 TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenmesine ve adli para cezalarında uygulanma olanağı bulunmayan TCK’nın 51. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın hükümden çıkarılmasına, karardaki diğer hususların aynen yerinde bırakılmasına,
II- (1) ve (2) nolu kanun yararına bozma taleplerine yönelik yapılan incelemede;
İşyeri dokunulmazlığını bozma suçunun zarar oluşumuna elverişli suçlardan olmaması, adli sicil bilgisine göre sabıkasız olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan hükmolunan cezanın, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen suça sürüklenen çocuğun “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, “suça sürüklenen çocuk …’in katılanın zararlarını gidermediği görülmekle hakkında CMK’nın 231/5. maddesi uygulanmamış” şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile işyeri dokunulmazlığını bozma suçu yönünden kurulan hükümde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, yine kararın gerekçe kısmında, suça sürüklenen çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, yargılama sürecindeki davranışları dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemeye olumlu kanaat geldiğinden bahisle cezasının ertelenmesine karar verildiği belirtilmesine ve hırsızlık suçuna ilişkin olarak verilen hapis cezasının ertelenmesine rağmen, işyeri dokunulmazlığını bozma suçu bakımından verilen 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası yönünden ertelenme kararı verilmeyerek hükümde çelişki yaratılması nedenleri ile anılan hususlara yönelik kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan suça sürüklenen çocuk … hakkında Lice Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2015 tarihli ve 2014/233 esas, 2015/226 karar sayılı hükmünün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12/04/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.