Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2017/2200 E. 2017/3710 K. 06.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2200
KARAR NO : 2017/3710
KARAR TARİHİ : 06.04.2017

Hırsızlık suçundan sanık …’un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b ve 35/2. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Şişli (Kapatılan) 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/03/2011 tarihli ve 2010/544 Esas, 2011/122 sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 22. Ceza Dairesinin 05/10/2015 tarihli ve 2015/6837 esas, 2015/4837 karar sayılı ilamı ile bozulmasını müetakip, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1 ve 35/2. maddeleri gereğince 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 58. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/05/2016 tarihli ve 2015/552 Esas, 2016/260 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 08.03.2017 gün ve 94660652-105-34-10494-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17.03.2017 gün ve 2017/17087 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,

MEZKUR İHBARNAMEDE;

İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/05/2016 tarihli kararını müteakip, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde getirilen düzenlemenin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin mahallinde mahkemesince değerlendirme yapılması gerektiği düşünülerek yapılan incelemede,
Yargıtay 22. Ceza Dairesinin bozma ilamı ile adı geçen sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesinin uygulanmamış olmasının aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, bozma ilamından sonra yapılan yargılama sırasında sanığın mükerrir olduğundan bahisle cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş ise de, bu durumun Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/14134 esas, 2014/32331 sayılı ilamında belirtildiği üzere sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği ve bu nedenle sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı cihetle, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğu anlaşılmakta ise de; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.12.2016 tarih, 2014/13-194 Esas ve 2016/466 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nın ”zaman bakımından uygulama” başlığını taşıyan 7. maddesinin 2. fıkrasındaki ”suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına”na dair düzenleme ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun ”Mahkûmiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında duraksama başlığını” taşıyan 98/1. maddesinde ”Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” amir hükmü uyarınca, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında Şişli (Kapatılan) 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01/03/2011 tarih, 2010/544 Esas ve 2011/122 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 22. Ceza Dairesi’nin 05/10/2015 tarih, 2015/6837 Esas ve 2015/4837 Karar sayılı kararı ile bozulduğu ve bozma kararında tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmamasının karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmadığının belirtilmesine karşın, Yargıtay 22. Ceza Dairesi’nin bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde hapis cezası ile mahkum olan sanık hakkında kazanılmış hakkı gözetilmeden yazılı şekilde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı yerinde görüldüğünden istemin KABULÜ ile hırsızlık suçundan sanık … hakkında verilen ve kesinleşen İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/05/2016 tarihli ve 2015/552 Esas, 2016/260 karar sayılı hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle, sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde yer alan 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükümlerin diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 06/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.