YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3877
KARAR NO : 2017/10560
KARAR TARİHİ : 12.10.2017
Hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuklar … ve …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 31/2 ve 62. maddeleri gereğince ayrı ayrı 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, cezalarının anılan Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine dair İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2015 tarihli ve 2014/131 esas, 2015/152 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 13.06.2017 gün ve 94660652-105-31-370-2017-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19.06.2017 gün ve 2017/38070 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2015 tarihli kararının infazı sırasında, suça sürüklenen çocuk …’in deneme süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi sebebiyle dosyanın ele alınarak, cezanın infazına, hükmedilen hapis cezasının anılan Kanun’un 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adli para cezasına dönüştürülmesine ilişkin aynı Mahkemenin 25/05/2016 tarihli ve 2014/131 esas, 2015/152 sayılı ek kararının, 24/03/2015 tarihli ilk kararın kanun yararına bozma yoluyla bozulması halinde hukuken hüküm ifade etmeyeceği düşüncesiyle yapılan incelemede;
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (c) bendi uyarınca ”Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar” ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun’un 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesinde yer alan ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemlerinin, mahallinde mahkemesince uyarlama yargılaması yapılarak verilecek bir kararla değerlendirme yapılması gerektiği cihetle,
Dosya kapsamına göre, fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuklar hakkında, hırsızlık suçundan belirlenen hapis cezalarının kısa süreli olması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir”
hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğu anlaşılmakta ise de; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.12.2016 tarih, 2014/13-194 Esas ve 2016/466 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nın ”zaman bakımından uygulama” başlığını taşıyan 7. maddesinin 2. fıkrasındaki ”suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına”na dair düzenleme ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun ”Mahkûmiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında duraksama başlığını” taşıyan 98/1. maddesinde ”Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” amir hükmü uyarınca, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilerek yapılan incelemede;
Suç tarihi olan 13/03/2014 tarihinde 12-15 yaş grubu aralığında bulunan ve daha önce hapis cezasına mahkum edilmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuklar hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2015 tarihli ve 2014/131 esas, 2015/152 karar sayılı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma uygulamaya yönelik olduğundan aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi gereğince, hüküm fıkrasının 5237 sayılı TCK’nın 141/1, 31/2, 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmaları ile ilgili hüküm fıkralarından sonra gelmek üzere, tayin olunan hapis cezalarının TCK’nın 50/3 maddesi delaletiyle 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesi uygun görüldüğünden “Hükmolunan 5 ay hapis cezalarının 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a ve 52/2 maddesi gereğince bir gün karşılığı takdir edilen 20 TL’den paraya çevrilmesi suretiyle 3.000 TL. adli para cezası ile cezalandırılmalarına” cümlesinin eklenmesine, karardaki diğer hususların aynen yerinde bırakılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.