Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2017/5668 E. 2017/14723 K. 14.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/5668
KARAR NO : 2017/14723
KARAR TARİHİ : 14.12.2017

Hırsızlığa teşebbüs ve konut dokunulmazlığını ihlâl suçlarından suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 35/1-2, 116/1, 31/3 ve 62. maddeleri gereğince 2 kez 3 ay 10 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50/3-1-d maddeleri uyarınca verilen hapis cezalarının 2 yıl süre ile bir meslek ve sanat edinmeyi sağlamak amacıyla eğitim kurumuna devam etme tedbirine çevrilmesine dair, Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2008 tarihli ve 2006/366 esas, 2008/64 sayılı kararının infazı sırasında, suça sürüklenen çocuğun seçenek tedbir gereklerini yerine getirmediğinden bahisle evrakın mahkemesine iadesi üzerine, suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan hapis cezalarının aynen infazına ilişkin aynı Mahkemenin 07/10/2010 tarihli ve 2010/101 esas, 2010/327 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/08/2017 tarihli ve 2017/689 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 17.11.2017 gün ve 94660652-105-67-11370-2017-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23.11.2017 gün ve 2017/65791 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,

MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre; Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesinin 07/10/2010 tarihli ve 2010/101 esas, 2010/327 sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun seçenek tedbir gereklerini yerine getirmediğinden bahisle hakkında tayin olunan hapis cezalarının aynen infazına karar verilmiş ise de;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 16/01/2013 tarihli 2012/24704 esas, 2013/274 karar sayılı ilâmında da; ”5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin 3. fıkrasında, daha önce hapis cezası ile mahkum olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği öngörülmüş olup, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin 4. fıkrasında da, “çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Her ne kadar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/6. maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde tedbire çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, açıklanan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/6. maddesinin çocuklar yönünden uygulanamayacağı sonucuna varılmakla, hükmolunan seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, maddede öngörülen diğer seçenek tedbirlerden birine veya adli para cezasına hükmolunması zorunluluğu nedeniyle….” şeklinde açıklandığı üzere, ayrıca 27 Ocak 1995 tarihli, 22184 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 37. maddesinin b bendi gereğince çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılmasının başvurulabilecek en son önlem olduğunun belirtildiği, yine Özgürlüğünden Yoksun Bırakılan Küçüklerin Koruması İçin Birleşmiş Milletler Kuralları’nın 1. maddesi gereğince, çocukların hapsedilmesinin başvurulabilecek en son çare olması gerektiği, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 24/2. maddesinde, kamu kurumları veya özel kuruluşlar tarafından alınmış, çocukları ilgilendiren bütün tedbirlerde, çocuğun menfaatinin öncelikli düşünce olmasının ifade edildiği, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun Temel İlkeler başlıklı 4/i. maddesinde, çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması hükmünün yer aldığı, nitekim, çocuklar hakkında verilen 1 yıl ve daha az kısa süreli hapis cezalarının Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde adlî para cezası yaptırımına veya tedbire çevrilmesinin zorunlu olduğu ve suça sürüklenen çocuk hakkında verilen adlî para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde ödenmemesi hâlinde 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/4.maddesi gereği hapse çevrilemeyeceğinin düzenlendiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’ndan sonra 23/09/2010 tarihinde yürürlüğe giren 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesi ile Anayasanın değişik 41. maddesinde; “her çocuğun, korunma ve bakımdan yararlanmaları, yüksek yararlarına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babalarıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu” belirtilerek çocuklara yönelik pozitif ayrımcılığa yer verildiği, çocuklar için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı hükmünün getirildiği, belirtilen ilke, hükümler ve Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 16/01/2013 tarihli 2012/24704 esas, 2013/274 karar sayılı ilâmı ışığında; hükmolunan seçenek yaptırımın yerine getirilmemesi hâlinde maddede öngörülen diğer seçenek tedbirlerinden birine veya adlî para cezasına hükmolunması zorunluluğunun gözetilmemesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
5237 sayılı TCK’nın 50.maddesinin 3.fıkrasında, daha önce hapis cezası ile mahkum olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği öngörülmüş olup, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106.maddesinin 4.fıkrasında da, “çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Her ne kadar 5237 sayılı TCK’nın 50/6. maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde tedbire çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, açıklanan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, 5237 sayılı TCY.nın 50/6. maddesinin çocuklar yönünden uygulanamayacağı sonucuna varılmakla, hükmolunan seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, maddede öngörülen diğer seçenek tedbirlerden birine veya adli para cezasına hükmolunması zorunluluğu sebebiyle itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/08/2017 tarihli ve 2017/689 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 14/12/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.