Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/12300 E. 2006/16059 K. 07.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12300
KARAR NO : 2006/16059
KARAR TARİHİ : 07.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptaline davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, kendisine ait olan aracın davalıya satışı için haricen anlaşılıp,22.9.2003 tarihinde noterden devir yapıldığını, 8 250 000 000 TL olarak kararlaştırılan satış bedelinden bakiye 2 250 000 000 TL nin ödenmediğini, yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatını dilemiştir.
Davalı, satış bedelinin 9 591 000 000 TL olduğunu,ancak tamamının ödendiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda itirazın iptaline, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre,davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı araç satışı nedeniyle ödenmeyen 2 250 000 000 TL nin tahsili talebiyle eldeki davayı açmış , mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulüne , likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İ.İ.K.nun 67 … maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması için borçlu tarafından alacağın … miktarının belli, sabit ve
belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte olması ve böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesinin mümkün nitelikle olması gerekmektedir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemi hakkında karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davalının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 1. paragrafı sonundaki (-alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı ile ilgili davacı tarafın talebinin reddine-) kısmının hükümden çıkarılarak yerine (-Asıl alacak üzerinden hesaplanan 900 000 000 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine-)sözlerinin eklenmesine ,mahkeme kararının bu şekilde düzeltilmesine ve düzeltilmiş işbu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 7.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.