YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13175
KARAR NO : 2006/16653
KARAR TARİHİ : 21.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı tapa iptali ve tescil davasının reddine, alacak davacısının kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 13.5.1999 tarihinde noterde düzenlenen gayri menkul satış vaadi sözleşmesi ile davalının 182 ada 72 parsel sayılı 25.907 metrekare taşınmazın 232/2400 hissesini kendisine satmayı vaat ettiğini, 2.500.000.000 TL satış bedelini ödediğini, ancak davalının tapuyu devretmediğini ileri sürerek tapunun iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde satışa konu taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tespiti ile tahsiline, bu da olmaz ise ödediği miktarın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, babasından intikal eden taşınmazdaki hissesinin 2500/10040 payını 1986 yılında davacıya sattığını, tapusunu verdiğini, kadastro çalışmaları sırasında bu yerin davacı ile kendi adına hisseli olarak tespit gördüğünü, mirasçılar tarafından dava açılmış ise de davacıya satılan paya itiraz edilmediğini, davacının satın aldığı yeri zeminde 2500 metrekare olarak ayırıp kullanmakta olduğunu, görülen dava sonunda davacının satın aldığı yerin 2175 metrekare olarak tespit edilmesi üzerine davacının tereddüdünü gidermek ve kendini güvende hissetmesini sağlamak üzere bu kez 13.5.1999 tarihli satış vaadinin yapıldığını, bu satışın yeni bir satış olmadığını, önceki satıştan eksik kalan yerin tamamlanmasını temin etmek üzere, teminat maksadıyla yapıldığını, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 13.5.1999 tarihli satış vaadi sözleşmesinin şekil ve esas yönünden geçerli bir sözleşme olduğu, 182 ada 72 parselin kadastro tespiti sonucu görülen davanın taraflar arasında sulhe dayanarak ifraz edilmek suretiyle hükmen tescil edildiği, kararın 12.3.1999 tarihinde verildiği ve 2.5.1999 tarihinde kesinleştiği, karar ve kesinleşme tarihine göre davalın savunmasında geçen teminat amacıyla sözleşme yapıldığına dair iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle satışa konu 2504 metrekarelik payın dava tarihi itibariyle tespit edilen rayiç değeri olan 17.528 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline, diğer isteklerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, 13.5.1999 tarihli noterde düzenlenen gayri menkul satış vaadi sözleşmesine dayanarak satışı vaat edilen taşınmazın tapusunun verilmediğinden bahisle eldeki davayı açmıştır. Davalı ise taşınmazı davacıya 1986 yılında satıp devrettiğini, kadastro tespiti sırasında davacının satın aldığı payın davacı adına tespit gördüğünü, her ne kadar tespite itiraz davası açılmış ise de davacıya satılan paya itiraz edilmediğini ve dava sonunda davacıya satılan 2500 metrekarelik yerin 2175 metrekare olarak tescil edilmesi nedeniyle eksik kalan kısım için 13.5.1999 tarihli sözleşmenin yapıldığını, yeni bir satışı olmadığını savunmuştur.
Mahkemece davacı isticvab yoluyla dinlenmiş, 27.1.2005 tarihli celsede davacı, davalıdan kadastro öncesinde 2,5 dönüm yer satın alıp zilyetliğini devraldığını, daha sonra kadastro mahkemesinde dava görüldüğünü, davalıdan satın aldığı yerin eksik olarak adına tescil edildiğini, davalı ile konuştuklarında “senin yerin eksik kaldı, ben sana 2,5 dönüm daha yer vereceğim” dediğini, ancak yeri göstermediğini, teslim etmediğini, kadastro ile tescil edilen yer ile daha sonra satış vaadine konu olan yerin farklı olduğunu, sözleşme yapıldığı sırada kadastro davası sonuçlanmış buna göre herkesin yeri ayrılmış olmasına rağmen neden aynı parselle ilgili olarak sözleşme yapıldığını bilmediğini ifade etmiştir. Dosyadaki tüm deliller taraf beyanları, taraflar arasında evvelce görülen Kumluca Kadastro Mahkemesinin 1990/74 esas, 1999/57 karar sayılı ilamı ve özellikle davacının yukarıda özetlenen isticvab beyanı değerlendirildiğinde; davaya dayanak olan 13.5.1999 tarihli satış vaadi sözleşmesinin, davacıya önceden 2500m2 olarak satılan ancak kadastro tespitine itiraz davası sonunda 2175 m2 olarak tescil edilen taşınmazdaki eksikliğin giderilmesi maksadıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece, taşınmazın eksik kalan 325 metrekarelik bölümünün dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tahsiline karar verilmesi gerekirken, delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu 2500 m2 yer değerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, , peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.