YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14318
KARAR NO : 2007/2563
KARAR TARİHİ : 26.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, … Davutlar … mevkili 1122 parselde kayıtlı taşınmazda murisleri olan babaları … … 8/24, halaları … 8/24, amcalarının eşi ve çocukları olan … … …, … …, … … ve … … da toplam olarak 8/24 hisse sahibi iken, kendilerinin murisi olan … …’nun, bir kısım davalılardan ve bir kısım davalıların murisinden taşınmazı satın aldığını, ancak hissedarlardan sadece … …’nun tapudan kendisine ait olan 2/24 hisseyi murislerine devrettiğini, diğer hissedarların tapuda ferağ vermeye yanaşmadıklarını, bunun üzerine taşınmazın hükmen tescili için … Asliye Hukuk Mahkemesinde 1997/544 E. sayılı davanın açıldığını, ancak tapulu taşınmazların haricen satılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, 10.2.1972 yılında yapılan sözleşme geçerli olmadığından taşınmazın bugünkü değerinin kendilerine iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik taşınmazın değeri olan 15.680.000.000 TL ile sözleşmede öngörülen 10.000 TL cezai şartın bugünkü bedelinin tesbit edilerek, davalılardan miras payları oranında tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
2006/14318-2007/2536
Davalılardan …’in mirasçıları olan, …, …, … ve … …, davanın zamanaşımına uğradığını, haricen satışa ilişkin belgeyi kabul etmediklerini, muris tarafından düzenlenmediğini, belgedeki mührü de kabul etmediklerini savunarak davanın reddini dilemişler, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davalıların murisleri …’e ait olduğu iddia edilen mührü kabul etmedikleri, senedin de HUMK’nun 297/2. maddesine uygun olarak onaylanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacılar, murisleri olan … …’nun 1122 parsel sayılı taşınmazın 1/3 oranında maliki iken, taşınmazın kalan 2/3 hissesini bir kısım davalıların kendilerinden, bir kısım davalıların ise murislerinden 10.2.1972 tarihinde satın aldığını, o tarihten beri taşınmazın murisleri ve onun ölümünden sonra da kendileri tarafından kullanıldığını, açılan tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini, bu durumda taşınmazın bugünkü değerinin ödetilmesi gerektiğini ileri sürerek, taşınmazın rayiç değeri olan 15.680.000.000 TL ile sözleşmede öngörülen 10.000 TL cezai şartın dava tarihinde ulaştığı alım gücü karşılığının ödetilmesini talep etmişler, delil olarak da 10.2.1972 tarihli belgeye dayanmışlardır. Davacılar tarafından daha önce … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 1999/544 E. sayılı tapu iptal ve tescil davasında, davanın kabulüne ilişkin verilen hükmün, Yargıtay 14.Hukuk Dairesince “tapulu taşınmazın mülkiyetinin nakline ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden” bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak Yargıtay ilamında belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın 15.6.1999 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davada dayanılan tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme, kesinleşen mahkeme kararıyla da sabit olduğu üzere, resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Aynı şekilde geçersiz sözleşmelerde düzenlenen cezai şart tazminatları da geçersiz olup talep edilemez. Bu durumda taraflar sadece verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Dava konusu olayda da davacılar, ancak sözleşme nedeniyle murislerinin … olduğu bir bedel varsa bu bedelin denkleştici adalet kuralları gereğince ifanın imkansız hale geldiği Tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarih olan 15.6.1999 tarihinde ulaştığı alım gücü karşılığının tahsilini isteyebilirler. Davacılar ödenen bedel yönünden, bir kısım davalıların murisi olan …’in mührünü ve 2006/14318-2007/2536
davalılardan … …’nun imzasını taşıyan 10.2.1972 tarihli sözleşmeye dayanmışlarsa da, …’in mirasçıları olan davalılar tarafından anılan belge ve mühür kabul edilmemiştir. Bu durumda belgenin HUMK.nun 297. maddesinde belirtilen unsurları taşıyıp taşımadığının araştırılması zorunludur. Zira bu maddede zikredilen unsurların tamamı sıhhat şartıdır. Burada öngörülen şeklin amacı, sözleşme muhtevasının borçlu tarafından bilinmesini sağlamaktır. Bu yolla, okuma yazma bilmeyen bir kimsenin, içeriğini bilmediği bir belge ile borç altına sokulması tehlikesinden korunması sağlanmak istenmiştir.
İmza atmaya muktedir olmayan veya yazı bilmeyen bir kimse, sözleşme veya senedi imza edemeyeceğinden, imza yerine el ile yazılmış bir parmak izi veya mühür kullanabilir. Ancak senetteki bu parmak izi veya mührün borçlunun oturduğu köy veya mahalle muhtarı ve ihtiyar heyeti kurulunca ve o yerde tanınmış iki tanık tarafından onaylanması gereklidir (HUMK. 297/2). Şehir ve kasabalarda, mahalle muhtar ve ihtiyar heyeti, imza atamayan veya yazı bilmeyen kişinin kullanacağı mührü veya el ile yapacağı işareti onama yetkisine sahiptir. Mahalle ihtiyar heyetinin çoğunluğunun onayı yeterlidir. Şehir ve kasabalarda mahalle muhtar ve ihtiyar heyeti, bir muhtar ile dört üyeden oluştuğu için, mahalle muhtarı ile iki ihtiyar heyeti üyesinin (ve iki tanığın) onayı yeterlidir. Köylerde de köy muhtarı ile köy ihtiyar meclisinin çoğunluğunun onayı gereklidir. Nüfusu binden az olan köylerde, köy ihtiyar meclisi dört asil üyeden oluştuğundan, köy muhtarı ile en az iki ihtiyar meclisi üyesinin onayı gerekli olmasına rağmen, nüfusu binden fazla olan köylerde ise, köy ihtiyar meclisi altı asil üyeden oluştuğundan, köy muhtarı ve en az üç ihtiyar meclisi üyesinin (ve iki tanığın) onayı gereklidir. Öte yandan, senetteki mührü veya parmak izini onaylamaya yetkili ihtiyar heyeti, borçlunun ikamet ettiği mahallenin veya köyün ihtiyar heyetidir. Borçlunun oturduğu yerden başka bir mahalle veya köy ihtiyar kurulu tarafından onaylanmış olan senetler geçerli değildir.
Mahkemece HUMK.nun 297/2. maddesi ile ilgili olarak az yukarda açıklanan hususlar yeterince araştırılıp değerlendirilmeden, 10.2.1972 tarihli belgeye itibar edilmemesinin açık gerekçeleri gösterilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Davalılardan …’in mirasçıları dışındaki diğer davalılar, …, … …, … …, HUMK.nun 195. maddesinde öngörülen ( 10 ) günlük sürede davaya cevap vermedikleri gibi duruşmalara da katılmamışlardır. Davalılardan … 2006/14318-2007/2536
…, davada dayanılan 10.2.1972 tarihli “Alım Satım Senedi”
başlıklı belgeyi, kendisine asaleten, annesi … …’ye ve kardeşleri … … ile … …’e vekaleten “satıcı” sıfatıyla imzalamıştır. Adı geçen davalılar, davaya cevap vermemekle davayı inkar etmiş sayılmakla beraber, davada dayanılan 10.2.1972 tarihli belge ve bu belgedeki imza yönünden HUMK.nun 230 ve devamı maddeleri uyarınca kendilerine meşruhatlı isticvap davetiyesi çıkarılmalı, imzanın inkarı halinde HUMK. 308 ve sonraki maddelerine göre bilirkişi incelemesi yaptırılıp hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Mahkemece … mirasçıları dışındaki diğer davalılar yönünden senedin geçerli olup olmadığı, davacıların murisi tarafından geçersiz sözleşme nedeniyle davalılara satış bedeli ödenip ödenmediği konularında herhangi bir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 26.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.