YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2594
KARAR NO : 2006/5629
KARAR TARİHİ : 13.04.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının yanında sözlü hizmet akti ile 7.12.1993 ile 22.2.2004 tarihleri arasında ev işlerinde çalıştığını, en son 760.000.000 TL aylık net ücret aldığını, davalının, tazminatlarını ödemeden kendisini işten çıkarmak için sürekli kötü muamele edip hakaret etmek suretiyle işi bırakmasını sağladığını ileri sürerek toplam 10.198.353.482 TL kıdem ve ihbar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ev hizmetlerinde çalışmanın … kanununa tabi olmayı gerektirmeyeceğini, davacıya kötü muamele ve hakarette bulunmadığı, son zamanlarda işe geç gelip işleri savsakladığını, erken gelmesi söylendiğinde işi kendi isteği ile bıraktığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, BK.nun 345. maddesi uyarınca bilirkişi raporuyla hesaplanan toplam 10.198.353.482 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yanlar arasındaki ihtilaf BK.nun 313. ve devamı maddelerinde düzenlenen hizmet aktinden kaynaklanmakta olup, davacının 7.12.1994–22.2.2004 tarihleri arasında davalının ev hizmetlerinde çalıştığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık hizmet aktinin haklı sebeple feshedilip edilmediği ve davacının tazminata hak kazanıp kazanmadığı hususunda toplanmaktadır.
BK.nun 344. maddesi, “muhik sebeplerden dolayı gerek işçi gerekse … sahibi, bir ihbara lüzum olmaksızın her vakit akti fesh edebilir. Ezcümle, ahlaka müteallik sebeplerden dolayı yahut hüsnüniyet kaideleri noktasından iki taraftan birini, artık akti icra etmemekte haklı gösteren her hal, muhik bir sebep teşkil eder.
Bu gibi hallerin mevcudiyetini hakim taktir eder. Fakat işçinin kendi kusuru olmaksızın duçar olduğu nispeten kısa bir hastalığı yahut kısa müddetli bir askeri mükellefiyeti ifa etmesi, muhik sebep olarak kabul edemez.” hükmü, BK.nun 345/1 maddesinde ise; “Muhik sebepler, bir tarafın akte riayet etmemesinden ibaret olduğu taktirde, bu taraf diğer tarafa onun akit ile müstahak iken mahrum kaldığı feri menfaatler de nazara alınmak üzere. Tam bir tazminat itasıyla mükellef olur.” hükmü, ve yine anılan maddenin 2. fıkrasında ise, “bundan başka hakim vaktinden evvel feshin mali neticelerini, hali ve mahalli adeti göz önünde tutarak taktir eder.” hükmü vazedilmiştir.
Somut olayımızda; davacı, davalının kendisine tazminat ödememek için kötü muamelede bulunup hakaret ederek işi bırakmasını sağladığını ileri sürmüştür. Davalı ise bu iddiayı reddederek davacının kendi isteği ile işi bıraktığını savunmuştur. Dinlenen davacı ve davalı tanıkları da davacının işlerin yoğunluğu nedeniyle kendi isteği ile işten ayrıldığını bildirmişlerdir. Davacı kötü muamele ve hakaretin varlığını ispatlayamamıştır.
Böyle olunca BK.nun 344. ve 345/1. maddesinde düzenlenen “muhik sebebe” dayalı bir tazminat isteyemeyeceği gibi, aktin süreli olmaması nedeniyle BK.nun 345. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen “vaktinden evvel fesihle ilgili” talepte bulunması da mümkün değildir. İhbar tazminatı koşulları da oluşmadığına göre mahkemece davanın tümden reddi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.