YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/528
KARAR NO : 2006/5252
KARAR TARİHİ : 10.04.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı … ile davalı … nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının İktisat Bankasındaki hesabında bulunan paranın, 16.3.2001 tarihinde bilgisi dışında kesilmesi nedeni ile 4.379.903.YTL.nın dava yolu ile geri alınmasında, 2.4.2001 tarihli vekaletle Avukatlığını yaptığını, dava dosyasında yargılamaya devam edip bilirkişi raporu alındıktan sonra 5.2.2002 tarihinde azledildiğini, 2.4.2001 tarihli ücret sözleşmesi gereğince kararlaştırılan ücret tutarı 340.000 YTL.nın KDV.si ile birlikte azil tarihinden itibaren yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, ,iktisat bankasının fona devredilip, trilyonluk mevduatına aniden el konulması nedeni ile zor durumda kaldığından ve davacının yazılı taahhütleri gözetilerek tecrübesizliğinden yararlanılarak davacı avukat ile yapılan ücret sözleşmesinin hile, gabin ve ifası imkansız taahhütler nedeni ile geçersiz olduğunu, ve sözleşmenin eki taahhütnamede belirtilen şekilde 2002 Şubat-Mart aylarında davanın sonuçlandırılıp, paranın tahsilatının sağlanamadığını ve güveninin sarsılması nedeni ile azlin de haklı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 4.379.903 YTL.nın yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ile davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı ile davalı arasında imzalanan 2.4.2001 tarihli ücret sözleşmesinde; işin konusunun, davalı …’nın İktisat bankası mevduat hesabından 16.3.2001 tarihinde kesilen 4.379.903.108.945 TL.nın bankadan geri alınması olduğu açıklanmış, prosedür olarak da, ihtarname çekilmesi, ihtiyati haciz kararı alınması, normal icra takibi yapılıp, banka borca itiraz ederse itirazın iptali ya da kaldırılması davası açılarak dava sonunda tahsilatın sağlanacağı , 4.379.903.108.945. TL.nın %5’i ile, inkar tazminatı ve tahsil tarihine kadar işleyecek faizden % 5’nin vekalet ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu duruma göre, sözleşme, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanununun 163. maddesine göre başarıya göre değişme şartını içermediğinden geçersizdir. Yine, davacı avukatın imzasını taşıyan prosedür başlıklı belgede de, izlenecek yol açıklandıktan sonra, duruşma günlerinin kısa aralıklarla alınıp, davanın erken bitirilmesi konusunda avukatın … bir gayret göstereceği, bu suretle yargılamanın 2002 şubat-mart aylarında bitirilip, paranın tahsilinin sağlanacağı , bu sürece Yargıtay aşamasının da dahil olduğu bildirilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalı avukatı olarak banka aleyhine 13.5.2001 tarihinde icra takibi yaptığı, dava dışı banka tarafından davalı aleyhine açılan menfi tesbit davasında da, davalıyı avukat olarak temsil ettiği ve yargılama sonuçlanmadan 5.2.2002 tarihinde vekaletten azledildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; ücret sözleşmesi kapsamındaki işler nedeni ile yapılan azlin haklı olduğu ancak, menfi tesbit davasındaki davacı avukatın hizmetinin ücret sözleşmesinin kapsamı dışında olup, sözleşme düzenlenirken tarafların öngöremedikleri bir işgörme niteliğinde bulunduğu, bu nedenle avukatlık kanununun 164. maddesine göre, davanın değeri üzeriden % 5 vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğine ilişkin, 2.5.2005 tarihli bilirkişi kurulu görüşü esas alınarak karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme ve avukat imzalı belge içeriğinden, davacı avukatın sözleşme konusu alacak bakımından sonuç borcu altına girdiği yani, davalı hesabından el konulan meblağın geri alınmasının dava yolu ile sağlanacağının kararlaştırıldığı, bu davanın icra takibi ya da itirazın iptali davası ile sınırlı tutulmadığı kabul edilmelidir. Yani yapılan takibe itiraz edilmesi halinde açılacak itirazın iptali davası ile itiraz edilmemesi halinde açılan menfi tesbit davasının her ikisi de aynı sonuca yöneliktir. Bu durumda, davacı tarafından, davalının avukatı olarak temsil edildiği menfi tesbit davasının da, ücret sözleşmesinin kapsamı içinde olduğu kabul edilmelidir. Ücret sözleşmesi ile eki avukat imzalı belgeye göre, başarılı sonucun taahhüt edilen sürede sonuçlandırılamamış yani, paranın tahsilinin sağlanamamış olması, azlin haklı olduğunu göstermektedir. Aslında mahkemenin de kabulü bu yöndedir.
Avukatlık kanununun 174. maddesine göre, avukatın haksız olarak azli halinde ücretin tamamı azil edilen vekile verilir ancak, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise, yani azil haklı ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmez. HGK.nun 23.9.1987 … 87/3-188 esas 87/657 karar sayılı ilamında da açıklandığı gibi, haklı olarak azledildiği halde, azle yol açan davranışının davalı aleyhine herhangi bir sonuç doğurmayan ve azle neden olan davranışı … sahibine zarar vermeyen avukatın, azil tarihine kadar sarfettiği emek ve mesaisine karşılık adalete uygun bir avukatlık ücretinin ödenmesi hakkaniyet gereği olarak kabul edilmelidir. Mahkemece, davacı avukatın azil tarihine kadarki emek ve mesaisi ile yapılan işin önemi ve işin bulunduğu aşama göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun olarak takdir edilecek uygun bir miktarın davacı ücreti olarak davalıdan tahsiline karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Kabule göre, ücret sözleşmesinde 658.379.369.100 Tl.nın banka tarafından ödenmiş olması nedeni ile, bu miktar için avukatlık ücretinin alınmayacağı kabul edildiği halde, bu miktar da dahil olmak üzere vekalet ücretine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: 1. bent gereği davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bent gereği kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.