YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5815
KARAR NO : 2006/10958
KARAR TARİHİ : 04.07.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat …ile davalı vekili avukat … nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının murislerinden intikal edecek taşınmazlardaki tüm hak ve hisselerin satışını noter satış vaadi sözleşmesi ile kendisine satmayı vaad ettiğini, karşılığında 200.000.000.000 TL ödediğini, gönderdiği ihtarnameye rağmen davalının sözleşmeden doğan yükümünü yerine getirmediğini ileri sürerek ödediği 200.000.000.000 TL’nın ve olumlu zararının 8.10.2003 tarihinden itirabaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında … bir satış sözleşmesi bulunmadığını dayanılan sözleşmenin dava dışı müşterek maliklerle aralarındaki iç sorunlar nedeniyle düzenlendiğini ve sözleşmenin ifa kabiliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmeye konu taşınmazların kadastro mahkemesinde halen davalı bulunduğu ve ifanın muaccel hale gelmediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, bu davasında gönderdiği ihtarnameye rağmen davalının satış vaadi sözleşmesinden doğan edimini yerine getirmediğini ileri sürerek ödediği paranın ve olumlu zararının tahsiline karar verilmesi istemiştir.
2006/5815-10958
Satış vaadi sözleşmesi tam iki yanlı bir sözleşme olup, temerrüdün sonuçları ise BK 106 maddesinde açıklanmıştır. Tam iki yanlı sözleşmelerde yanlardan her biri hem alacaklı hemde borçlu durumundadırlar. Bu nitelikteki bir sözleşmede borçlu temerrüdünden söz edebilmek için BK 81.maddesine göre diğer yanın üzerine düşen borcu yerine getirmiş olması veya buna hazır olduğunu karşı tarafa bildirmesi zorunludur. Somut olayda davacının sözleşmeden doğan edimini yerini getirip, sözleşme sırasında davalıya 200.000.000.000 TL ödediği sözleşme kapsamından açıkca anlaşılmaktadır. Toplanan delillerden gönderilen 8.10.2003 günlü ihtarnameden, davalı savunmasından ve Siverek Tapulama Mahkemesinin 1978/20 esas ve 1981/9 karar sayılı ilamından davalının 8.10.2003 tarihli noter satış vaadi sözleşmesinden doğan edimini yerine getirmediği gibi bu yönde herhangi bir gayret içinde olmadığı da açıkca anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı sözleşmeden dönüp, ödediği paranın tahsilini istemekte haklıdır. Her ne kadar sözleşmeden dönen davacı, ödediği para ile birlikte olumlu zararının da tahsiline karar verilmesini istemiş ise de aralarında aktettikleri sözleşmeden döndüğüne göre artık aynı sözleşmeye dayanarak talepte bulunamaz. Hal böyle olunca ödenen 200.000.000.000 TL’nın tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 450 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.