YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6963
KARAR NO : 2006/12162
KARAR TARİHİ : 21.09.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki gayrimenkul sözleşmesinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere … kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … … ile davalı …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı oğlu … ile davalının anlaşarak hileli şekilde mallarına el koymak amacıyla kendisine 1.5.1995 tarihinde noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yaptırdıklarını, kendisinin yaşlı ve cahil olmasından yararlanarak diğer mirasçılarından mal kaçırmak maksadıyla oğlu … tarafından hazırlanan plana …’ın arkadaşı olan davalının yardım ettiğini, kendisine para ödenmediği gibi, böyle bir sözleşmenin varlığından … haberi olduğunu, davalının bu sözleşmeye dayanarak güya satın aldığı taşınmazı dava dışı oğlu … …’ya 4.4.1996 tarihinde yine noterde yapılan sözleşme ile devretmiş bulunduğunu ileri sürerek hileli şekilde yapılan ve hukuka aykırı bulunan 1.5.1995 tarihli gayri menkul satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının bedelini almak suretiyle taşınmazı davalıya satıp devrettiğini, hile ve hukuka aykırılık bulunmadığını, davalının da bu sözleşmeden … bütün haklarını bedeli karşılığında dava dışı … …’ya devrettiğini, artık kendilerine husumet düşmeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde dava dışı oğlu … ile davalının anlaşarak diğer mirasçılarından mal kaçırmak
maksadıyla kendisine satış vaadi sözleşmesi imzalatıldığını ileri sürmüş, bu şekilde iddiasını muvazaaya dayandırmıştır. Davalı vekili tarafından verilen cevaplarda iddia kabul edilmemiş, ancak karar tarihinden sonra davacı yanca düzenlenen 29.3.2006 tarihli yazıda, davacının kız evlatlarından mal kaçırmak maksadıyla noterde kendisinin alıcı olarak gösterildiğini, aslında bir alım satım bulunmadığını, davacıya herhangi bir para ödemediği gibi taşınmazı dava dışı …’a satarken de para almadığını, bu işi hatır için yaptığını kabul ederek davacının iddiasını doğrulamış, temyiz aşamasında ibraz edilen bu belgeye karşı davalı vekili belgenin davacı yanın baskısı ile yazdırılıp imzalatıldığı savunmasında bulunulmuştur. Ne var ki Yargıtay aşamasında yapılan müraafaya katılan davalı asıl, bizzat verdiği 12.9.2006 tarihli dilekçesinde yine dava konusu sözleşmenin davacının diğer çocuklarından mal kaçırmak maksadıyla hile ve muvazaayla yapıldığını, davacıya para ödemediğini, satarken de para almadığını bildirmiştir. O halde mahkemece davalı asılın duruşmaya çağrılarak 29.3.2006 ve 12.9.2006 tarihli dilekçelerindeki beyanları hakkında ve davaya karşı diyecekleri sorulup hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 450 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.9.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.