YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/801
KARAR NO : 2006/5260
KARAR TARİHİ : 10.04.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının adına tapuda devrini vereceği taşınmazın bedeline karşılık 3.000 YTL. ödediğini, ve teminatı olarak aynı bedelli bono aldığını, satış gerçekleşmediğinden, alacağının tahsili için icra takibi yaptığını, davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve %40 inkar tazminatının davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davacıdan 1998 yılında 1.500. YTL. borç para aldığını ve borcuna karşılık dedesine ait tapulu arsasını davacıya devir ettiğini, ancak teminat olarak verdiği boş senedi iade etmediğini, borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 1.300 YTL. üzerinden itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, yargılama aşamasındaki beyanında, 1996 yılında 2.300 YTL. borç para verdiğini, 1.000 YTL. karşılığı olarak davalının taşınmaz devir ettiğini, bakiye 1.300 YTL. için de başka bir taşınmaz vereceğini söylediğini, ancak tapu devri verilmediğinden alacağının tahsili için 3.000 YTL. bedelli bonoyu takibe koyduğunu bildirmiştir. Davacının, dava dilekçesi ve yargılamadaki açıklamalarından, aralarındaki temel borç ilişkisine dayalı olarak alacağının ödetilmesi için, giriştiği icra takibine davalının itirazı üzerine … bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Değişik bir anlatımla, elinde bulunan ve zamanaşımına uğrayan bonoda yazılı miktar kadar davalının kendisine borçlu olduğunu ve bu borcu ödemediğini öne sürmektedir. Bu iddia şekline göre, davacının ibraz ettiği bono zamanaşımına uğradığından davalı aleyhine HUMK. 292 maddesi hükmüne uygun olarak yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup uyuşmazlıkta tanık dinletilmesi mümkündür. Dinlenen davacı tanıklarından davalının annesi ve abisi olan Hanım ve Nurullah Yalman beyanlarında; davalının davacıdan 2.000 YTL borç para aldığını, karşılığında, takibe konu senedi boş olarak verdiğini, ve taşınmaz vererek borcunun ödendiğini, davacının da tüm alacağını davalıdan aldığını kendilerine söylediğini açıklamışlar, davalı tanığı da, torununun borcuna karşılık, kendisine ait taşınmazı davacıya tapuda devir ettiğini, borcunun bu şekilde kapandığını açıklamıştır. Buna göre, davalının aldığı borcu, taşınmaz devir ederek ödediği, başkaca borcunun kalmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sırf davacının beyanına itibar edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ. Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.