YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8921
KARAR NO : 2006/12136
KARAR TARİHİ : 20.09.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar murislerinin vefatından sonra, murisin sağlığında yapmış olduğu muvazaalı satışın iptali için mahkemeye başvurmak zorunda kaldıklarını, tapu iptali ve tescili davası açılması için davalıya bu konuda yetki ve görev verdiklerini, davalı avukatın yeterince davayı takip etmemesi , gerçeğe aykırı mazeret beyan etmesi sonucunda açılan davanın 3. kez takipsiz bırakılması sonucu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davalının ihmali nedeniyle hak kaybına uğradıklarını, ileri sürerek şimdilik davacı … için 2.000.000.000 TL diğer, her bir davacı için 1.000.000.000 TL olmak üzere toplam 5.000.000.000 TL maddi ve her bir davacı için 4.000.000.000 TL olmak üzere 16.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
B.K’nun 390/2 maddesine göre vekil, müvekkile karşı vekaleti, sadakat ve özen ile ifa etmekle yükümlüdür. Vekil sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak ve ona zarar verecek davranışlarda kaçınmak zorunluluğundadır. Vekilin iş görme ile … tutulan sonucun başarılı olması için hayat deneylerini ve işlerin normal akışına göre gerekli görüş ve davranışlarda bulunması başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınması özen borcunun konusunu teşkil eder. Kural olarak meslek sahibi olan kimseler ve bu arada avukatlar genellikle bilinen ve kabul edilen kural ve usulleri
bilmedikleri takdirde sorumlu olacaklardır. Avukatın görevi olayları mantıki şekilde değerlendirerek bütün öngörülmesi gerekli şeyleri dikkate almaktır. Bir avukat ünvanının gerektirdiği … de gözöününde tutulduğunda bilmesi gereken hukuki bilgilere hayiz olmalıdır. Davalı avukatın davacıların talimatları doğrultusunda 12.1.1998 tarihinde muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil tenkis davası açtığı, davanın karar tarihi olan 22.4.2003 tarihine kadar toplam 26 duruşmanın 7’sine mazeret dilekçesi verdiği 17.12.1999 tarihli duruşmada mazeretinin kabul edilmediği, 13.7.2000’de yenileninceye kadar dosyanın HUMK 409 gereği işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 22.4.2003 tarihli karar duruşmasına gelmediği mahkemece davacı tarafın mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmediğinden bahisle davalı tarafın talebide nazara alınarak ve daha önce iki kez verilmiş olan işlemden kaldırılma kararına atıfta bulunularak davanın HUMK 409/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği, 22.4.2003 tarihli karar duruşmasına gelmediği dava konusu taşınmazlar üzerinde ihtiyati tedbirin verilen karar ile kaldırıldığı, davalı avukatın eski hale getirme talebinin ilgili mahkemece mazeretin faksının dosyaya duruşma günü ve sonrası ulaşmadığı, duruşma günü bildirilmesi için peşinen ödenen masrafların ödenmediği, belirtilen mazeretlerin yerinde olmadığına dair eski hale getirme talebinin reddi kararı verildiği davalı avukatınca temyiz edildiği ve temyiz isteminin Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.10.2003 tarih ve 2003/9998 esas-10924 karar sayılı kararı ile reddedilerek mahkeme hükmünün onandığı anlaşılmıştır. Davalının az yukarıda açıklandığı üzere davacılar adına açtığı davada sık sık mazeret beyan etmesi, … bir süre davayı takipten kaçınması , davayı müracaata bırakması avukatın özen yükümlülüğüne aykırı bir davranıştır. Zira vekil, Borçlar Hukuku kurallarına göre, sözleşme ile üzerine aldığı borçların yerine getirilmesi konusunda iş sahibinin talimatına uygun davranmak zorundadır. Bunun sonucunda davalı avukatı davayı takip etmemesinden … sonuçlarından sorumlu tutulması gerekir. Bu davada, mahkemece davacı vekilinin süresinde davayı takip etmemesi halinde, davacı müvekkilleri lehine olumlu bir sonuç alınıp alınmayacağının incelenmesi gerekir. Çünkü, tazminat hukukunda sadece eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yetmez. Bu eylem sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla eylem arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekir. Davalı avukatın vekillik görevini ihmal etmesinde kusurlu davrandığı anlaşılmaktadır.
Davacıların, bir hakkına zamanında ulaşamayacak olması onların zarara uğradığını gösterir. Bu nedenlede zararın saptanması hususu, hukuki bir mesele olup, mahkemece bu husustaki dava dosyası içerisindeki deliller ve keza tarafların bu hususta gösterecekleri diğer deliller toplanarak işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 20.9.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.