YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9592
KARAR NO : 2006/13943
KARAR TARİHİ : 30.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 15.9.1994 tarihinde elinde bulunan altınları bozdurmak suretiyle elde ettiği 37.000.000 TL’yi ödemek suretiyle haricen arsa satın aldığını, tapu devri verilmediği gibi, aldığı parayı da iade etmediğini ileri sürerek, … … cins ve miktarını açıkladığı altınların misli ile iadesine, olmadığı takdirde alacağının altın karşılığı fili ödeme tarihindeki değerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının pey akçesi olarak 37.000.000 TL’yi kendisine verdiğini, daha sonra arsayı almaktan kendisi vazgeçtiği için pey akçesini de geri isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduğu açıklandıktan sonra, toplam 1.000 YTL. bedelli altınların aynen ya da olmadığında altınların fiili ödeme tarihi itibariyle o günkü kur üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, pey akçesi olarak verilen paranın iadesinin talep edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce, “ davacı satıma konu taşınmazı alırken bozdurduğu altınların rayiç bedelini istemiş olmakla çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince davacının, davalıya satım bedeli olarak 15.9.1994 tarihinde ödediği 37.000.000.000 TL’nin, dava tarihi itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, Hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara, taleple bağlı kalmak kaydıyla hükmedilmelidir. Mahkemece açıklanan bu hususlar göz ardı edilerek davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır “ gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verildiğine göre, taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşur. Bu nedenle bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi gerekir. Dairemizin 8.7.2005 tarihli bozma kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın davalıya satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz olup, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmayacağından, taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebileceği gözetilerek, davacı tarafından ödenen 37. YTL.nın , denkleştirici adalet ilkesi gereğince, çeşitli ekonomik etkenler nedeni ile ulaştığı değer bilirkişi raporu ile tesbit ettirilip, taleple bağlı kalınarak bulunan bu bedele karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme ile altınların dava tarihindeki değerlerinin hesaplanarak bu bedele göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.