YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10441
KARAR NO : 2007/14897
KARAR TARİHİ : 10.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat … ‘ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalı ile imzalanan 30.1.2000 tarihli sözleşme gereğince kendileri tarafından, İzmit-… arasında davalıya ait işleyecek yolcu otobüslerinin yolcularına bilet kesmek ve otobüslere binişlerini sağlamak için beş adet yazıhane açmayı ve işletmeyi taahhüt ettiklerini, sözleşme gereğince şirket olarak edimlerini yerine getirdikleri halde davalı Kooperatifin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmenin 4. maddesine göre ödenmesi gereken günlük ücretin sadece ilk beş … ödenip daha sonra ödenmediğini, davalı tarafından 26.11.2002 tarihli ihtarla sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, sözleşmenin 6. maddesi gereğince 60.000 Mark tazminat alacağından şimdilik 1.000.000.000 TL ve yine aynı sözleşmenin 4. maddesi gereğince günlük ödenmesi gereken 120.000.000 TL’den 5.000.000.000 TL olmak üzere toplam 6.000.000.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 16.11.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile de, alacak miktarını bilirkişi raporu ile belirlenen 123.328,00 YTL ve tazminat miktarının tamamı olan 60.000 DM’a çıkarmıştır.
Davalı, davacı ile yapılan sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini, davalının kendilerinden hiçbir alacağı
bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının taahhüdünü yerine getirdiği, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 123.328,00 YTL’nin ve 60.000 Mark karşılığı 1.000,00 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında 30.1.2000 tarihli sözleşme ile davacının, İzmit-… arasında davalıya ait işleyecek yolcu otobüslerinin yolcularına bilet kesmek ve otobüslere binişlerini sağlamak için beş adet yazıhane açmayı ve işletmeyi taahhüt ettiği, davalının ise, yolcu olsun olmasın Kooperatife ait otobüsler nedeniyle her yazıhane için otobüs başına bir yolcu ücreti ödemeyi üstlendiği anlaşılmakta olup, davacı bu davada sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle sözleşmenin 4. maddesi gereğince fesih tarihine kadar yapılan hizmet karşılığı ödenmesi gerekli olan alacakları ile sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenmiş olan cezai şart tazminatının tahsilini talep etmiştir. Borçlar Kanununun 158. ve devamı maddelerinde düzenlenen cezai şart, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlunun belirli bir miktar para ödeme taahhüdüdür. Anılan maddenin 1.fıkrasında seçimlik cezai şart, 2.fıkrasında ise ifaya eklenen cezai şart düzenlenmiştir. Seçimlik cezai şartın düzenlendiği Borçlar Kanununun 158.maddesinin 1.fıkrasında, “Akdin icra edilmemesi veya natamam olarak icrası halinde tediye edilmek üzere cezai şart kabul edilmiş ise hilafına mukavele olmadıkça alacaklı, ancak ya akdin icrasını veya cezanın tediyesini isteyebilir.” hükmü mevcut olup, madde metninden de açıkca anlaşıldığı üzere sözleşme gereği hiç ya da gereği gibi yerine getirilmediği takdirde aksine kararlaştırma yoksa alacaklı ya edimin ifasını yada cezai şartın ödenmesini isteyebilir. İkisini bir arada talep etmesi mümkün değildir. Borçlar Kanununun 158. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen “Akdin muayyen zamanda veya meşrut mahalde icra edilmemesi halinde tediye olunmak üzere cezai şart kabul edilmiş ise, alacaklı hem akdin icrasını, hem meşrut cezanın tediyesini talep edebilir. Meğerki alacaklı bu hakkından sarahaten feragat etmiş veya kayıt dermeyan etmeksizin edayı kabul eylemiş olsun” hükmünü taşıyan ifaya eklenen cezai şartta ise, alacaklı akdin ifası ile birlikte cezai şartın ödenmesini de talep edebilir.
Bu açıklamaların ışığı altında dava konusu olaya
bakılacak olursa, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde “… bu hizmetler karşılığında … Kooperatifine ait otobüslerden her yazıhane için bir adet yolcu parası, yolcu olsun olmasın alınacaktır. Yani beş adet yazıhane için her otobüs beş yolcu parası ödemek zorundadır. Otobüsler bu parayı ödemez ise kendisine sıra verilmeyecek, Kooperatif yönetimince para yazıhaneye ilgili firmaya ödenecektir.” Hükmü, 5. maddesinde, “Yukardaki maddelere her iki taraf kesin olarak uyacaklardır.” Hükmü, 6. maddesinde de, “…sözleşmeye uyulmaması, veya başka bir firma ile anlaşması, beş yıl dolmadan sözleşmeden vazgeçmesi halinde S.S. … Otobüsçüler Kooperatifi ilgili firma sahibi … … İsaoğlu’na 60.000 DM tazminat ödemeyi kabul edecektir. … … İsaoğlu da … taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesi halinde aynı miktarda tazminat ödeyecektir.” hükmü bulunmaktadır. Taraflar arasındaki bu kararlaştırma, az yukarda açıklanan BK. 158/1 maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik cezai şart niteliğinde olup, alacaklı sözleşmeye aykırılık halinde ya cezai şartı ya da akdin ifasını isteyebilir. Davacı, dava dilekçesinde sözleşmede öngörülen cezai şartla birlikte sözleşme gereğince ödenmesi gereken ücretin de ödetilmesini istemişse de, seçimlik cezai şartta alacaklının bu iki olanaktan yalnız birini seçmesi zorunlu olduğundan, mahkemece davacıya iki haktan hangisini tercih ettiği sorulup, sonucuna göre hüküm kurulması, davacının tercih hakkını cezai şart yönünde kullanması halinde ise, davalı Kooperatifin tacir olmadığı göz önünde bulundurularak Borçlar Kanununun 161/son maddesi gereğince cezai şatttan indirim yapılıp yapılmayacağının da tartışılması gerekir. Açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sözleşmenin 4. maddesindeki alacak yönünden 5.000.000.000 TL, 6. maddesinde düzenlenen 60.000 Mark’lık tazminat yönünden ise 1.000.000.000 TL üzerinden olmak üzere kısmi dava şeklinde dava açmış, 16.11.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile de, alacak miktarını ilk talebi yönünden bilirkişi raporu ile belirlenen 123.328,00 YTL’ye ikinci talebi yönünden de sözleşmede düzenlenen tazminat miktarının tamamı olan 60.000 DM’a çıkarmıştır. Mahkemece kararın gerekçesinde, davanın açıklanan miktarlar üzerinden ıslah edildiği ve bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmesine ve sözü geçen bilirkişi raporunda da 60.000 Markın tazminat olarak talep edilebileceğinin belirtilmesine rağmen, kararın “Hüküm” başlıklı kısmında “Davanın kabulüne” denildikten sonra tazminat talebi yönünden, “60.000 Alman Markı karşılığı 1.000,00 YTL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine”
2007/10441-14897
şeklinde, kararın gerekçesi ile “Hüküm” fıkrasında çelişki doğuracak, ayrıca ıslah talebinin dikkate alınıp alınmadığı konusunda da tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
4-Sözleşmede davalının kaç adet araçla yolcu taşımacılığı yapacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Davalının temyiz dilekçesine eklemiş olduğu Kocaeli Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 4.6.1999 tarih ve 1999/33 K. sayılı kararında, kooperatifin günlük 15 adet aracına çalışma izni verildiği belirtilmiş olup, yargılama sırasında dinlenen davalı tanıkları da, 15 adet araç için belge alındığını ifade etmişlerse de mahkemece bu konuda inceleme ve araştırma yapılmadan, dayanağı açıklanmaksızın 32 adet araç üzerinden hesap yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:1.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. 3. ve 4. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 500 YTL duşruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 10.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.